Back

ⓘ 6-7 Eylül Olayları veya Istanbul Pogromu, Istanbulda yasayan Rum azınlığa karsı 6-7 Eylül 1955te gerçeklesen organize toplu saldırı. Gladionun Türk kolu olan Se ..



                                               

1946 Bulgaristan cumhuriyete geçis referandumu

8 Eylül 1946da Bulgaristanda cumhuriyete geçis referandumu yapıldı. Seçmenlerin %91.7sinin katıldığı seçimlerde oy kullananların %95.6sı cumhuriyet yanlısı oy kullandı. 15 Eylül 1946da krallık kaldırıldı ve Bulgaristan Halk Cumhuriyeti ilan edildi. Ertesi gün eski devlet baskanı II. Simeon ve annesi Kraliçe Giovanna ülkeyi terk etmek zorunda bırakıldılar. Ancak Kraliçe 1 Subat 1945de Prens Kirilin infazından sonra ülkeyi terk etmek istedi ve o zamana kadar ülkede kaldı. Refarundumdan sonraki yıl cumhuriyet anayasası kabul edildi.

6-7 Eylül Olayları
                                     

ⓘ 6-7 Eylül Olayları

6-7 Eylül Olayları veya Istanbul Pogromu, Istanbulda yasayan Rum azınlığa karsı 6-7 Eylül 1955te gerçeklesen organize toplu saldırı. Gladionun Türk kolu olan Seferberlik Taktik Kurulunun yanı sıra Kontrgerilla ve günümüz Millî Istihbarat Teskilatının selefi olan Millî Emniyet Hizmeti tarafından planlanarak desteklendi. Olaylar, önceki gün Türk basınında çıkan ve Türkiyenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürkün Selanik, Yunanistandaki doğduğu evin bombalandığını iddia eden yalan haberlerle tetiklendi. Sonradan yakalanan bir Türk konsolosluk yetkilisi, bombayı olayları kıskırtmak için kurguladıklarını itiraf etti ancak Türk basını bunu görmezden gelerek bombanın Yunanlar tarafından atıldığını iddia etti.

                                     

1. Olaylar

1955ten itibaren Demokrat Parti hükûmeti gittikçe zorlasan bir ekonomik durumla karsı karsıya kalmıs ve özellikle yüksek enflasyon nedeniyle hayat standardı düsen kesimin güvenini kaybetmistir; süpheli metotlarla muhalefeti susturma çabaları ise basının, aydınların ve öğrencilerin de Demokrat Partiden soğumasına yol açmıstır. Örneğin Alman Dısislerinin bir raporuna göre daha olaylardan 15 gün evvel, muhalefeti kontrol amacıyla 7 Eylül 1955 günü Istanbul, Ankara ve Izmirde sıkıyönetim ilan edilmesine karar verilmistir. 1956 yılında muhalefeti baskı altına almak için Basın ve Toplantı Yasasına getirilen kısıtlamalar da büyük ölçüde 6-7 Eylül olaylarıyla gerekçelendirilmistir. Menderes hükûmetinin azınlıklara karsı bastaki liberal politikası, gittikçe zorlasan ekonomik kosullarla değisir ve iliskiler gerginlesir.

Kıbrıs Türklerine yapılan baskılar, 1955 yılında Türkiye kamuoyunun gündeminde bas köseye oturmustur. O dönem Türkiyede en çok satan gazete olan Hürriyetin baslığında Istanbuldaki Rum azınlığın aralarında bağıs toplayarak Kıbrıs Rumlarının ENOSIS çetelerine gönderdiğini yazıyordu. Dısisleri yetkilileri Londrada Kıbrıs temaslarına devam ederken, Atatürkün Selanikteki evinde bir bomba patlamasıyla ilgili haber, önce 6 Eylül 1955 günü saat 13.00 haberlerinde radyoda yayımlandı. Atatürkün Selanikteki evine bomba attığı iddia edilen Selanik Üniversitesi Siyasal Bilgileri öğrencisi Oktay Engin daha sonra gıyabında mahkûm edilmistir. Oktay Engin, 22 Subat 1992 - 18 Eylül 1993 tarihleri arasında Nevsehir Valiliğine getirilmistir.

Bunun üzerine," Atamızın evi bombalandı” mansetiyle ikinci baskı yapan Mithat Perinin sahibi, Göksin Sipahioğlunun yazı isleri müdürü olduğu DP yanlısı Istanbul Ekspres gazetesi genelde tirajı 20.000 civarında olduğu halde 6 Eylülde 290.000 basmıs ve o dönemde kurulmus olan Kıbrıs Türktür Derneği üyelerince bütün Istanbulda satılmaya ve halkı galeyana getirmek üzere kullanılmaya baslandı.

Aynı baskıda Kıbrıs Türktür Derneği genel sekreteri Kamil Önal Mukaddesata el uzatanlara bunu çok pahalıya ödeteceğiz, ödeteceğimizi alenen söylemekte de bir mahzur görmüyoruz diye yazmıstır.

Kıbrıs Türktür Cemiyetinin önayak olması ve diğer gençlik örgütleri, meslek kurulusları, DP teskilatı, bazı resmi ve gayriresmî makamların telkin ve tesvikiyle yerel kalabalıklar ve sehre dısarıdan getirilmis olan kitlelerce 6 Eylül aksamı Cumhuriyet tarihinde görülmemis bir yağma ve yıkım eylemi gerçeklestirildi.

Ilk saldırı saat 19.00 sıralarında Sislideki Haylayf Pastanesine yapıldı. Ardından büyüyen kalabalık Kumkapı, Samatya, Yedikule, Beyoğluna geçerek gayrimüslimlerin toplu olarak yasadığı birçok semtte önce Rumların, ardından da Ermeni, Yahudi ve hatta yanlıslıkla bazı Türklerin dükkânlarına saldırarak yağmaya basladı. Istanbuldaki Rum azınlığın ev, isyeri ve ibadet yerlerine yönelik bu saldırılarda emniyet pasif bir tutum sergiledi. Rum vatandasların adresleri hakkında önceden bilgi sahibi olan, yirmi-otuz kisilik organize birliklerin kent içindeki ulasımı özel arabalar, taksi ve kamyonların yanı sıra otobüs, vapur gibi araçlar yardımıyla sağlandı. 7 Eylül sabahına kadar süren saldırılarda aralarında kilise ve havraların da bulunduğu 5.000den fazla tasınmaz tahrip edildi ve milyonlarca dolarlık mal sokaklara saçılıp, yağmalandı.

Istanbulun her yerinde yağmalar aynı yöntemle yapıldı. Dükkânlara saldıranlar önce vitrinleri taslayarak kırdılar ya da demir parmaklıkları kaynak makineleri ve tel makasları yardımıyla açtılar, ardından içerideki alet ve makineleri dısarı çıkararak paramparça ettiler.

Kiliseler ve mezarlıklar da payını aldı: Kiliselerin içindeki kutsal resimler, haçlar, ikonalar ve diğer kutsal esyalar tahrip edildiği gibi, Istanbulda bulunan 73 Rum Ortodoks kilisesinin tamamı atese verildi.

Izmit ve Adapazarı’ndan gelen yağmacılar geri dönmek üzere Haydarpasa Garına geldiklerinde, üzerlerinde yağmaladıkları mallarla yakalandılar. Bunların büyük bir bölümünün baska sehirlerden getirildiği ortaya çıktı

                                     

2. Hasarlar

Türk basınına göre 11 kisi, bazı Yunan kaynaklarına göre 15 kisi öldürülmüstür. Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Dilek Güvenin Sabah gazetesine verdiği röportaja göre ölü sayısının az olusu gruplara "ölü olmasın" emri verilmesi sebebiyledir. Resmî rakamlara göre 30 kisi, gayriresmî rakamlara göre 300 kisi yaralanmıstır. Güvene göre resmi rakamlara göre altmıs olan tecavüze uğrayan ve utanmalarından veya korkmalarından dolayı sikayette bulunamayan kadın sayısının 400’e yakın olduğu tahmin edilmektedir.

4.214 ev, 1.004 isyeri, 73 kilise, bir sinagog, iki manastır, 26 okul ile aralarında fabrika, otel, bar gibi yerlerin bulunduğu 5.317 mekân saldırıya uğramıstır.

Maddi hasarın, o günün değerine göre 150 milyon - 1 milyar Türk lirası arasında olduğu tahmin edilmektedir. Demokrat Parti hükûmeti zarara uğrayıp tescil ettirenlere toplam 60 milyon Türk lirası civarında tazminat ödemistir.

Zamanın gazetelerine göre "asıl suçlu, Türkleri provoke eden Rumlardır". Halbuki 6-7 Eylül olaylarının sadece Kıbrısla ilgili olarak Rumlara yapılmıs bir misilleme olmadığının bir göstergesi, tahrip edilen isyerlerinin sadece yüzde 59u Rumlara aitken, kalan yüzde 17sinin Ermenilere, yüzde 12sinin Yahudilere ait olması, hatta dönmelere ve Müslüman olmus Beyaz Ruslara ait mekânların bile saldırıya uğramasıdır.

                                     

3. Sonrası

Olayların basladığı saatlerde Istanbulda olan basbakan Adnan Menderes saldırıların kontrol edilememesi üzerine Sapancadan çağrıldı ve sıkıyönetim ilan edildi. Olaylarla ilgili olarak önce 3.151 kisi tutuklandı. Sonradan bu sayı 5.104e yükseldi.

10 Eylül 1955 günü dönemin Içisleri Bakanı Namık Gedik istifa etti. Baslangıçta sorusturmalar Kıbrıs Türktür Cemiyeti ve gençlik örgütleri etrafında yoğunlasan ve o günlerde ilan edilen sıkıyönetim savcıları tarafından yapılan ilk sorusturma ve yargılamalar, daha sonra DP iktidarının bastırması sonucunda komünistler suçlanmıstır. Aralarında Aziz Nesin, Nihat Sargın, Kemal Tahir, Asım Bezirci, Hasan Izzettin Dinamo ve Hulusi Dosdoğrunun bulunduğu yasayan fislenmis komünistler ile ölmüs dört komünist hakkında dava açıldı. Dava beraatle sonuçlandı ve tutukluların çoğu Aralık 1955te serbest bırakıldı. Kısa süre sonra Kıbrıs Türktür Cemiyeti de kapatıldı. 1960 darbesinden sonra, bu olaylar Yassıada yargılamalarının gündemine oturdu. 27 Mayıs darbesinden sonra cunta tarafından organize edilen Yassıada Yargılamalarında olayların DP hükûmetinin basbakanı Adnan Menderesin provokasyonu sonucu kontrolden çıktığı iddia edildi ve cunta mahkemesi Demokrat Parti yönetimini 6-7 Eylül olayları nedeniyle de cezalandırıldı.

Dr. Dilek Güvene göre:

Kıbrıs Türktür Cemiyeti Baskanı Hikmet Bil ve üyeleri cezaevine girdi. Ama "Ya bizi serbest bırakırsınız ya da biz bazı seyleri ifsa ederiz" deyince serbest bırakıldılar. Olaylar halkın üzerine kaldı. Çünkü mahkemede, "Türk milleti galeyana geldi, olayları gerçeklestirdi" denildi. Kimse ceza almadı. Ikinci dava Yassıadaydı. Menderes ve hükûmet üyeleri yargılandı. Bu davada da olaylar sadece hükûmet üyeleri üzerine yıkıldı. Menderes, defalarca MAH yani MIT Baskanının mahkemeye çağrılmasını istedi. Ama hep reddedildi. Olaylar aydınlatılmadı.

Olayların ardından, Türkiyede yasayan binlerce Rum Türkiyeden göç etmistir. Rum nüfusun zamanla azalmasıyla Rumların ekonomideki etkisi zayıflamaya baslamıs ve daha önceki azınlıklara yönelik eylemlerde olduğu gibi Türklerin sermayeye hakim olması hızlanmıstır. Birkaç bin Rum ise özellikle Mersin ve Tarsusa yerlesmislerdir. Zamanla kalan Rumların da büyük çoğunluğu Istanbulu terketmistir. Nüfus mübadelesi sonucunda 1925 yılında yaklasık 100.000e düsen Istanbuldaki Rum nüfus, 2006 yılında 2.500 kisiye kadar düsmüstür. Ülkedeki toplumsal olarak çesitli etnik yapıyı belirtmek için yaygın olarak yapılan "mozaik benzetmesine atıfta bulunarak, 6-7 Eylül Olayları için Namık Gedik tarafından "mozaik çatladı" açıklaması yapılmıstır.

6-7 Eylül 1955 olayları, Rumların büyük göç dalgalarıyla ülkeden ayrılmasına neden oldu. Gayrimüslimlerin büyük bir kısmı için, yasananlar, Türk vatandası olarak kabul görmediklerinin kanıtı olmustu. Hangi parti iktidarda olursa olsun, gelecekte de ayrımcılıklara maruz kalacakları düsüncesiyle ve kendilerini güvende hissetmedikleri için, özellikle Rumlar yurtdısına göç kararı vermislerdir. Nesiller boyu bu topraklarda yasamıs olan Istanbulun gayrimüslim yerlileri, bu gibi davranıslar sonucu evlerini ve anavatanlarını terk etmek durumunda bırakılmıslardır. Ancak hükûmetin o dönemde kabul etmediği olaylar 1998 yılı içinde bir meclis önergesi sırasında kabul edildi. Tazminat değeri olan 70.000 Lirayı vermeye hükûmet yanasmadı.

6-7 Eylül olaylarının olduğu sırada Seferberlik Tetkik Kurulunda görevli olan, 1988-1990 yılları arasında MGK genel sekreterliği yapan Sabri Yirmibesoğlu, gazeteci Fatih Güllapoğluna verdiği röportajda 6-7 Eylül olayları hakkında su demeci vermistir.



                                     

4. Ilgili kitaplar

  • Istanbullu Elefteria
  • Elenika
  • Haymatlos
  • Kurtarılmıs Haziran
  • Son Eylül
  • En Hüzünlü Eylül
  • Bir Yerde Bir Gül Ağlar
  • Salkım Asılacak Adamlar
  • Beyoğlunun En Güzel Abisi
                                     

5. Ek okumalar

  • Dilek Güven: 6-7 Eylül Olayları, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, Istanbul, 2005, ISBN 975-333-196-7.
  • Vasilis Kiratzopulos: Kayıt Olunmamıs Soykırım: Istanbul Eylül 1955 Çev. Sonya Özzakar, Pencere Yayınları, Ekim 2009, ISBN 978-605-4049-30-1.
  • G. Gürkan Öztan, "Milli Hassasiyetler ve Utanç", Radikal 13 Nisan 2009 tarihinde Wayback Machine sitesinde arsivlendi.
  • Radikal: 6-7 Eylül Olayları6 Mart 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arsivlendi.
  • Rıfat N. Bali: 6-7 Eylül 1955 Olayları: Tanıklar-Hatıralar, Libra Yayınevi, Istanbul, 2012, ISBN 6054326211.
  • Hulusi Dosdoğru: 6/7 Eylül Olayları, Bağlam Yayıncılık, Istanbul, 1993, ISBN 9789757696469.
  • Zaman: 6-7 Eylül, Devletin-muhtesem örgütlenmesi.
  • Fahri Çoker: 6-7 Eylül Olayları: Fotoğraflar - Belgeler, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, Istanbul, 2005, ISBN 975-333-197-5.
Free and no ads
no need to download or install

Pino - logical board game which is based on tactics and strategy. In general this is a remix of chess, checkers and corners. The game develops imagination, concentration, teaches how to solve tasks, plan their own actions and of course to think logically. It does not matter how much pieces you have, the main thing is how they are placement!

online intellectual game →