Back

ⓘ Din, genellikle doğaüstü, transandantal, ve ruhsal unsurlarla iliskilendirilmis, çesitli ayinler ve uygulamaları içeren, ahlak, dünya görüsleri, kutsal metinler ..



                                               

Mihail Honiatis

Aziz Mihail Honiatis, Bizanslı yazar ve din adamı, Honazda (antik Kolossai doğdu. Erken yasta Konstantinopolisde eğitim almaya basladı, Selanikli Eustathiusın öğrencisi oldu. 1175 civarı Atina baspiskoposu olarak atandı ve 1204 yılına kadar bu makamda kaldı. 1204te Atina Akropolisini Leo Sgourosun saldırısına karsı savundu ve 1205te sehri teslim ettiği Haçlılara kadar direndi. Latin kontrolünün kurulmasından sonra Kea adasına tasındı. Sonra 1217 civarında öldüğü Thermopylae yakınlarındaki Vodonitsa manastırına tasındı. Klasik bilim adamları tarafından Kallimahosun Hekale ve Aetia nın tam v ...

Din
                                     

ⓘ Din

Din, genellikle doğaüstü, transandantal, ve ruhsal unsurlarla iliskilendirilmis, çesitli ayinler ve uygulamaları içeren, ahlak, dünya görüsleri, kutsal metinler ve yerler, kehanetler, etik kuruluslarından olusan bir sosyo-kültürel sistemdir.

zaman inanç sözcüğünün yerine kullanıldığı gibi bazen de inanç sözcüğü din sözcüğünün yerinde kullanılır. Dinler tarihine bakıldığında farklı kültür, topluluk ve bireylerde din kavramının farklı biçimlere sahip olduğu, dinlerin mensupları tarafından her çağda coğrafya ve kültür değerlerine göre yeniden tasarlandığı görülür. Arapça kökenli bir sözcük olan din sözcüğü, köken itibarıyla "yol, hüküm, mükafat" gibi anlamlara sahiptir.

Pew 2020 verilerine göre dünyadaki dinlerin takipçi sayıları.

Orta Ölçekli Dinler

                                     

1. Tanımlama

Dinin farklı tanımları olup bu tanımlar dine bakıs açısına göre birbirinden farklılık göstermektedir. Bir dine bağlı olanlar dini kendi inançları açısından tanımlamıslardır. Dine inceleme konusu bir nesne olarak bakan bilim insanları ise elde ettikleri verilere göre dinin bir tanımını yapmıslardır. Bu tanımların hiçbiri dinin gerçek yapısını ortaya koyan tanımlar değildir. Simdiye kadar üzerinde ittifak edilen bir din tanımı olmamıstır. Bunun sebebi, dinlerin farklı yapılara sahip olmasıdır.

Din bilimlerinin farklı alanlarında uzman olan pek çok din bilimcisinin kendine özgü bir din tanımı vardır. Simdiye kadar yapılan din tanımları normal bir kitap hacmini dolduracak kadar çoktur. Ancak bu din bilimcileri dini kendi alanları açısından tanımlamıslardır. Örneğin konuya din sosyolojisi açısından yaklasan Émile Durkheim, "Din, bir cemaatin meydana gelmesini sağlayan ayin ve inançlar sistemidir." demistir. Durkheim bu tanımında, dinin toplumdaki sosyal fonksiyonunu esas almıstır. "Din; dua, kurban ve inançla kendini gösteren bir arzudur." diyen Ludwig Andreas Feuerbach ise din psikolojisi açısından bir tanım yapmıstır. Buna benzer birçok tanımı sıralamak mümkündür. Ancak bu iki örnek din bilimcilerinin din tanımlarının birbirinden ne kadar farklı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Din bilimcilerinin bu din tanımlarında kutsaliyet, inanç, zihni meleke, mutlak itaat duygusu, arzu, toplumsal değerler bilinci, tabiat üstü yüce varlık ve tanrı fikri gibi hususlar ön plana çıkmaktadır. Din bilimcilerinin her biri bu kavramlardan birine ağırlık vererek din tanımı yapmıstır. Bu tanımlardaki ayrılık temelde iki nedenden kaynaklanmaktadır. Bu nedenlerden biri dinin karmasık yapısıdır. Diğeri ise tanımı yapanların subjektif yaklasımlarıdır. Dinin bütün dinleri kapsayacak objektif bir tarifini ancak dinin sınırlarının belirlenmesinden sonra yapmak mümkün olabilir.

                                     

2. Ortaya çıkısı

Dinin nasıl ortaya çıktığı, kaynağının ne olduğu konusunda kutsal kitapların verdiği bilgilerden baska herhangi bir tarihî belge yoktur. Bu bakımdan bilimsel metotlara bas vurarak dinin baslangıcı ve kaynağı hakkında kesin bir sey söylemek mümkün değildir. Bununla birlikte, dinin kaynağını bulmaya tesebbüs eden bazı sosyal bilimciler ortaya çıkmıstır. Elde ettikleri veriler çerçevesinde dinin kökeni hakkında bir takım teoriler ileri sürmüslerdir. Bir dönem bu teoriler Batı dünyasında kabul görmüs, bilim çevrelerinde heyecan uyandırmıssa da daha sonra bunların elestirisi yapılıp tartısmalı hâle gelmislerdir.

Dinin kaynağı hakkındaki görüsler evrimci görüs ve vahiy temelli görüs olmak üzere iki baslık altında toplanmaktadır.

                                     

2.1. Ortaya çıkısı Evrimci görüs

Evrime paralel olarak insanın kültür bakımından da evrim geçirdiğinin ispatlanması için çesitli alanlardan bilim insanları çalısmalara basladılar. Antropologlar, etnologlar, sosyologlar ve psikologlar arasından bazı bilim insanları dinin kökeninin ilkel hayat yasayan ilkel kabilelerin din ve kültürlerinin incelenmesi ile bulunabileceği iddiasında idiler. Yeni Zelanda, Avustralya, Afrika ve Asyada yasayan bazı ilkel kabilelerin inançlarından hareket ederek dinin kökeni hakkında değisik görüsler ortaya atmaya basladılar. Edward Burnett Tylor dinin baslangıcının animizm, James Frazer büyü, Durkheim totemizm olduğunu ileri sürdü. Diğer bilim insanları tarafından baska teoriler de ortaya atıldı. Bütün bu teoriler yaklasım tarzlarına göre psikolojik ve sosyolojik temelli teoriler idi. Bu teorilere göre, insan tabiattan korktuğu veya cemaat suurunu devam ettirmek istediği için dine yönelmisti ve bu teoriler bazı bilim çevrelerinde genis kabul görmüstü. Bu bilim çevrelerinde dinin insan hayatından çıkmasının çok uzun zaman almayacağı kanaati hakim olmaya baslamıstı. Max Müller, 1878de bu konuya dair "Her gün, her hafta, her ay en çok okunan gazeteler din çağının geçtiğini, inancın bir yanılsama ya da çocukluk hastalığı olduğunu, tanrıların bir insan bulusu olduğunun sonunda ortaya çıkarıldığını yazıyorlar." seklinde görüs belirtirken 1905te Crawley, bilimle dinin karsıtlığını göstermek için din düsmanlarının kıyasıya bir mücadeleye giristiklerini, dinin, mitlerin olusturulduğu ilkel çağın bir kalıntısından baska bir sey olmadığı düsüncesinin her yerde yayıldığını ve ortadan kalkmasının sadece bir zaman sorunu olduğunu yazmıstı.



                                     

2.2. Ortaya çıkısı Vahiy temelli görüs

Insanın ve dinin kaynağı hakkındaki evrimci görüs karsısında bilim insanları arasında vahiyci görüsü savunanlar da çıktı. Aslında Protestan bir rahip olan Wilhelm Schmidt, ilkeller arasında yaptığı etnolojik çalısmalardan sonra yayınladığı Der Ursprung der Gottesidee eserinde dinin ilk seklinin tektanrıcılık olduğunu ileri sürdü.

Filolog Max Müller, dinin kaynağını dilbilimsel metotlarla tanrısal ilk vahye dayandırmaya çalıstı. Tanrı fikrinin tarihini ele alan Müllere göre bu fikir, tanrının dünyayı yaratması esnasında ilk vahiyle basladı. Insana yasam nefesini üfleyerek tanrısallığın "sezgisini" yerlestirdi. Baslangıçta tanrı "insan ırkının bütün atalarına" kendini aynı tarzda bildirdi. Ancak insan, dil hataları nedeniyle bu tanrıya değisik isimler verdi. Zamanla bu isimlerin her birinin farklı tanrılara isaret ettiği yanılgısına varıldı. Böylece çoktanrıcılık doğdu. Max Müller, Hinduizmin kutsal kitabı Vedalar üzerinde yaptığı dilbilimsel incelemelerle bunu ispat etmeye çalıstı. Müllerin asıl ortaya koymak istediği ise "bütün dinlerde, değisik dillerle ifadesini bulan sey, aynı tanrısal gerçek, aynı vahiydir." cümlesiyle özetlediği tespitiydi.

Dinin kökeninin tektanrıcı vahiy olduğunu savunanlar belli bir dinî inanca sahip olanlardır. Wilhelm Schmidt, Hristiyanlığın Protestan mezhebine bağlı rahip bir bilim insanıdır. Max Müller de inançlı bir Hristiyandır. Onun geleneksel Hristiyan anlayısından ayrıldığı nokta bütün dinlerin kaynağının aynı tanrısal vahiy olduğu anlayısıdır. Geleneksel Hristiyan anlayıs, tanrısal vahiy dini olarak sadece Yahudiliği ve Hristiyanlığı görmektedir. Bu anlayısa göre Hristiyanlık Yahudiliğin bir devamıdır fakat Hristiyanlığın çıkısıyla Yahudiliğin hükmü kaldırılmıstır. Diğer dinler ise tamamen seytan uydurmasıdır. Tanrının bu dinlerle hiçbir isi olmamıstır. Hinduizm de aynı yaklasımı sergiler. Budizmin din anlayısı tamamen farklıdır. Budizm, tanrısız bir din olarak bilinir. Bu din, ne kendini ne de diğer dinleri tanrısal vahye dayandırır.

                                     

3.1. Dinle iliskili kavramlar Din ve bilim

Dinî bilgi, çoğu dindar insana göre dinî önderler, kutsal metinler ve/veya sahsi ilham ile kazanılır. Bazı dinlere göre bu tür bir bilgi sınırsız bir mahiyettedir ve her türlü soru ve soruna cevap niteliği tasır. Bazı dinlere göre ise dinî bilgi hayata özellikle dinî ve pratik anlamda etki ederek gözlem ile elde edilen bilgiyi tamamlayıcı niteliğe erisir. Bazı dinler ve dindar grup ve bireylere göre ise bahsedilen yollardan elde edilen dinî bilgi kesin, süphesiz ve asla yanılmaz türdendir. Dinî bilginin tanımı, idrak ve tahlil edilis biçimleri çoğu zaman dinden dine, mezhepten mezhebe ve bireyden bireye değisiklik gösterir.

Bilimsel bilgi ve metot ise, tam tersi biçimde dünya ile birebir temasa dayanır ve sadece evren ile ilgili kozmolojik soru ve sorunlara cevap arar. Tüm bilimsel bilgi süphe ihtimali barındırır ve daha sağlam delillere dayanacak gelisim ve değisime açıktır.

                                     

3.2. Dinle iliskili kavramlar Din, felsefe ve metafizik

Dinî ve bilimsel doktrinler arasında metafiziğin felsefi perspektifi yer almaktadır. Bu yaklasım, Antik Çağda evren, insanlık ve tanrı kavramının doğası üzerine mantıksal yargılar çıkarmaya çalısmaktaydı. Din ve bilim arasındaki anlasmazlığı çözmek için gelistirilmis önemli felsefi araçlardan biri de Ockhamlı William tarafından dini savunmak için gelistirilen Ockhamın usturasıdır. Ancak bu argüman sıklıkla bilim felsefesinde bilimi savunmak için kullanılmaktadır.

Bu hususta not edilmesi gereken bir sey de felsefenin epistemoloji dalıdır. Bu dal, insan bilgisinin doğası ve sınırlarının yanı sıra inançların, doğru veya yanlıs olduğunun nasıl tahlil edileceğini veya kabul edileceğini sorgular.

                                     

3.3. Dinle iliskili kavramlar Din ve mit

Din, kaynağı vahye dayanan ve insanın mutluluğunu amaçlayan bir kurallar sistemidir. Insanın varolusuyla birlikte gelen inanma ihtiyacına cevap verir ve inançlıların yasamına anlam katar. Insanın nereden gelip nereye gittiğini, bu dünyada niçin bulunduğunu cevaplandırmaya çalısır. Bu bakımdan dinin insan yasamında önemli bir yeri vardır. Ancak din, bu konuda yalnız olmayıp bu rolünü mitlerle paylasmaktadır.

Mit, tarihin herhangi bir dönemlerinde gerçekten olmus olayları mecazi bir dille anlatan kutsal öykülere verilen addır. Ancak çoğu zaman efsane, destan, halk hikâyesi ve masal gibi edebiyat türleri ile karıstırılmaktadır. Miti diğerlerinden ayıran özelliği gerçekten olmus olayları konu edinmesidir. Mitos, bu olayları farklı bir dille anlatır. Anlatımda kullanılan dil yalın değildir; mecazi anlatımlar ve semboller içerir. Mitlerdeki anlatım dili anlatılan olayların gerçek dısıymıs gibi görünmelerine yol açar.



                                     

3.4. Dinle iliskili kavramlar Ezoterizm ve mistisizm

Mistisizm, felsefe ve metafiziğin aksine mantığın yücelme ve aydınlanmanın en önemli yolu olmadığını öne sürer. Daha çok yoga, oruç, dönme örneğin sema, çile ve hatta psikoaktif maddelerin kullanımı gibi çesitli fiziksel disiplinlerde odaklanır.

Mistisizm, mutlak, ilahi olan, ruhani hakikat veya tanrı ile veya onun varlığının bilinci ile birlesmeye çalısmak, bunun için çesitli yol ve öğretileri takip etmek, buna rasyonel düsünce ile ulasılamayacağını bildirmektir. Mistikler, deneysel ve entelektüel kavrayısın ötesinde çesitli gerçekliklerin varlığına inanır ve bunlara kisisel deneyimlerle ulasılabileceğini düsünürler. Ezoterizm ise inanç yerine entelektüel anlayısa dayanarak dinden daha sofistike olduğunu ve psikospiritüel transformasyon teknikleriyle felsefede çesitli gelismelere neden olabilineceğini öne sürer. Ezoterizm sadece gelismis, imtiyazlı kisilere açık olup kusaktan kusağa aktarılan "gizli" bilginin varlığından bahseder. Bu kamuya açık olan ezoterik bilginin tersidir. Özellikle ruhsal uygulamalara ve disiplinlere önem verir. Antik Yunanistanın mistik dinleri ve modern Scientology tarikatı ezoterizmin örneklerindendir.

                                     

4. Kaynakça

  • Sharpe, Eric John 2000. Dinler Tarihinde 50 Anahtar Kavram: Karsılastırmalı Bir Çalısma. çev. Ahmet Güç. Bursa: Arasta Yayınları. ISBN 9758484060.
  • Küçük, Abdurrahman; Tümer, Günay 1993. Dinler Tarihi. Ankara: Ocak Yayınları.
  • Eliade, Mircea 2003. Dinler Tarihine Giris. çev. Lale Arslan. Istanbul: Kabalcı Yayınevi. ISBN 9758240803.
  • Sarıkçıoğlu, Ekrem 2002. Baslangıçtan Günümüze Dinler Tarihi 2 bas. Istanbul: Fakülte Kitabevi. ISBN 6054324675.
  • Schimmel, Annemarie 2016. Dinler Tarihine Giris. çev. Recep Kibar. Istanbul: Külliyat Yayınları. ISBN 9786055976248.

Isbu makale Baki Adam tarafından CC BY-SA 3.0 lisansı altında yayınlanan metin içermektedir.

Free and no ads
no need to download or install

Pino - logical board game which is based on tactics and strategy. In general this is a remix of chess, checkers and corners. The game develops imagination, concentration, teaches how to solve tasks, plan their own actions and of course to think logically. It does not matter how much pieces you have, the main thing is how they are placement!

online intellectual game →