Back

ⓘ Altay dilleri ilk olarak 18. yüzyılda ileri sürülmüs Avrasyada yaygınca konusulan Türk dilleri, Moğolca, Tunguzca ve bazen Japonca, Korece ve Aynu dillerinin or ..




Altay dilleri
                                     

ⓘ Altay dilleri

Altay dilleri ilk olarak 18. yüzyılda ileri sürülmüs Avrasyada yaygınca konusulan Türk dilleri, Moğolca, Tunguzca ve bazen Japonca, Korece ve Aynu dillerinin ortak bir ataya sahip olduklarını savunan, günümüzde ise geçerliliğini kaybetmis bir dil ailesidir.

Türkçe ve Moğolca gibi Altay dil ailesinde sınıflandırılmıs dillerin arasındaki sondan eklemelilik, cümlede özne-nesne-yüklem sıralaması ve dillerin dilbilgisel olarak cinsiyetsiz olması gibi tipolojik benzerliklerin aynı atadan gelmelerinden değil, yoğun ödünçlemeler ve uzun temaslar sonucu olustuğu birçok dilbilimci tarafından iddia edilmekte ve savunulmaktadır.

                                     

1. Teori ve tarih

Türk, Moğol ve Tunguz dillerinin birbiriyle iliskili olduğu düsüncesi, ilk olarak 1730 Philip Johan von Strahlenberg tarafından iddia edilmistir. Strahlenbergi bu görüse sevk eden durum, Isveçli bir subay olarak Büyük Kuzey Savasından sonra bir savas tutsağı olarak Rus Imparatorluğunun doğusuna yaptığı seyahatlerdeki edindiği izlenimlerdir. Bununla birlikte, Alexis Manaster Ramer ve Paul Sidwell 1997 tarafından belirtildiği gibi Strahlenberg, daha sonra "Altay dilleri" olarak bilinen bu diller arasında bir bağlantı olduğu savına karsı çıkmıstır. Strahlenbergin tasnifi, Altay dili olarak vasıflandırılan dillerin birçoğu için ilk sınıflama girisimiydi.

"Altay dili" ya da "Altayistik" teriminin, bir dil ailesine tatbiki 1844te Matthias Castrén tarafından gerçeklestirilmistir. Bir öncü olarak Fin filolog Castrén, dönemindeki Ural dilleri çalısmalarına en çok katkı sağlayan arastırmacılardandır. Baslangıçta Castrén tarafından ortaya koyulduğu gibi, Altay dilleri yalnızca Türk, Moğol, Mançu ve Tunguz dillerini kapsamaz. Fin-Ugor ve Samoyed dilleri de bu kapsam içerisine alınmalıdır.

Baslangıçta Altay dil ailesi olarak adlandırılan bu yapı Castrénden sonra Ural-Altay dil ailesi olarak adlandırılmaya baslamıstır. Ural-Altay terminolojisinde, tıpkı Türk, Moğol ve Tunguz dillerinin "Altay dilleri" olarak sınıflandırılması gibi, Fin-Ugor ve Samoyed dilleri Ural kolu olarak nitelendirildi. Korece bazen Altay dillerinden kabul edilmekle birlikte, Japonca da bazı arastırmacılar tarafından bu aileye dâhil edildi.

20. yüzyılın ilk yarısı ve 19. yüzyılın büyük bölümünde, Ural-Altay dil ailesi bilimsel çevrelerde yaygın bir kabul görmüstür. Bu görüs, Altay dili olduğu varsayılan dillerdeki ünlü uyumu ve sözcük çekim ve yapımının eklemeliolmasına dayandırılmıstır. Dil bilimciler tarafından birçok yönden elestirilerek, doğrulanmasının imkânsız olduğu kanısı olussa da, Ural-Altay dil ailesi varsayımı, bugün hâlâ birçok saygın ansiklopedi, dil atlası, ortaöğretim ders kitapları ve benzer genele hitap eden kaynaklarda varlığını devam ettirmektedir. Son dönemin önemli Altayistik arastırmacılarından Sergey Starostin, Ural-Altay dil ailesi fikrinin artık hiçbir geçerliliğinin kalmadığını savunmaktadır.

1857de, Avusturyalı bilgin Anton Boller, Japoncanın da Ural-Altay dil ailesinin mensubu olduğunu iddia etmistir. 1920de G.J. Ramstedt ve E.D. Polivanov, Korecenin de bu dil ailesine mensup olduğunu savunmustur. Bununla birlikte, Ramstedt, 1952–1966 arasında kaleme aldığı Einführung in die altaische Sprachwissenschaft adlı kitabının 3. cildinde Ural-Altay varsayımını reddetmis ve Koreceyi Altay dil ailesine dâhil etmistir. O, eserinin 1. cildinde Lautlehre yani ses bilimi bölümünde, Altay diline mensup olduğu düsünülen diller arasındaki ses denkliklerini ilk kez ortaya koymaya çalısarak, Altayistikteki karsılastırmalı metodun önemli öncülerinden biri hâline gelmistir.

1960ta Nicholas Poppe Ramstedtin ses bilimi üzerine yazdığı bu cildi önemli ölçüde revize ederek yayımlamıstır. Bu kitap daha sonrasında yapılan Altayistik çalısmaları için standart bir eser hâline gelmistir. Poppe, Türk, Moğol, Tunguz dilleri ile Kore dilleri arasındaki bağlantının net çizgilerle ayrılamayacağını düsünmüstür. Onun bu görüsü, üç olasılığı içermektedir. 1. olasılığa göre, Korece diğer Altay dilleri ile kalıtsal bir iliskiye sahip değildir. 2. olasılığa göre, Korece bu dillerle, diğer dillerin birbiriyle iliskisi nispetinde bağlantılıdır. Son olasılık ise, Korece diğer Altay dillerinden bu dillerdeki temel karakteristik özellikler belirginlesmeden kopmustur.

                                     

2. Ortak özellikleri

  • Kelime türetme ve çekim son eklerle yapılırken köklerde değisme olmaz. Eklerdeki zenginlik ve çesitlilik dikkat çekicidir.
  • Soru eki vardır.
  • Ön ekler artikeller yoktur.
  • Bu gruptaki dillerin hepsi yapı yönüyle eklemeli dildir.
  • Altay dilleri ses özeliklerine göre karsılastırıldığı zaman birtakım ortaklıklar görülmektedir. Bunlardan en belirgin olanı, ünlü uyumudur. Kelime basında l, r ve ñ ünsüzlerinin bulunmaması diğer bir ortaklıktır.
  • Aynı sekilden kaynaklandığı saptanan ortak ekler vardır. Türkçe ile Moğolca arasında bu ortaklık daha belirgindir.
  • Söz diziminde yardımcı unsurlar tamlayanlar, belirtenler önce, asıl unsurlar tamlananlar, belirtilenler sonra gelir: insanlık hâli, sözün doğrusu. Mustafa, türkü söylerken kendinden geçiyordu. Sıfatlar isimlerden önce kullanılır: yesil ördek, anlayıslı öğrenci, kahraman ordu. Sayı bildiren kelimelerden sonra çokluk eki kullanılmaz, bes kardes, üç kafadar, bin konut. Cümleler, cümleyi olusturan unsurların ilgisi bakımından, gelismekte olan düsüncelerin akla gelis sırasına göre değil, tamamlanmıs bir düsüncenin düzenli bir hiyerarsisi seklinde kurulur.
  • Bu dillerde gramatik cinsiyet yoktur. Bu sebeple cümlelerde cinsiyet farkından kaynaklanan değisiklik yapılmaz: Müdür – müdire, memur – memure, Hâlit – Hâlide; he – she gibi.
                                     

3. Diller

Altay dil ailesinin varsayımsal kolları söyledir:

  • Kalmıkça
  • Korece
  • Japonca
  • Moğol dilleri
  • Moğolca
  • Buryatça
  • Negidal
  • Tunguz dilleri
  • Kuzey Tunguz dilleri
  • Oroqen
  • Evenkice, merkez Sibirya ve kuzeydoğu Çinde konusulur.
  • Manegir
  • Solon
  • Even Lamut doğu Sibiryada konusulur.
  • Güneybatı Tunguz dilleri
  • Curçen
  • Sibe
  • Mançu
  • Ulç
  • Oroch
  • Kile
  • Orok
  • Samagir
  • Udege
  • Birar
  • Güneydoğu Tunguz dilleri
  • Akani
  • Nanai
  • Kazan Tatarcası
  • Baskurtça
  • Kazakça
  • Yakutça
  • Özbekçe
  • Karaçay-Balkarca
  • Halaçça
  • Türk dilleri
  • Çuvasça
  • Kırım Tatarcası
  • Türkçe
  • Türkmence
  • Uygurca
  • Tuvaca
  • Kırgızca
  • Gagauzca
  • Hakas Türkçesi
  • Azerice


                                     

3.1. Diller Türk dilleri ve Moğol dillerinin ayrılısı tezi

Tezlerden birisi Türkçenin Moğol dilleriyle yakından iliskisi olduğudur. Iki dildeki sözcüklerin ve gramerin birbirine yakınlığı bu iki dilin Altay Dil Ailesine birlikte alınmasını sağlamıstır. Tarihsel açıdan da Türk ve Moğolların birbirlerine yakınlığı göz önüne alındığında iki dilin birbirine benzer olması kaçınılmazdır. Fakat, Altay Dil Ailesinin tanınmasına karsı çıkan dil bilimcileri de, savunanlar kadar çoktur. Bu dil bilimciler Türkçe ve Moğolcanın benzerliğinin tarih boyunca birlikte yasama ve birbirini etkileme sonucu olduğunu savunmaktadılar.

  • Eksi isaretli hücreler dilde baska kökenli bir kelime kullanıldığı anlamındadır
  • q harfi kelleden çıkan bir k olarak seslendirilinir
  • Türkiye Türkçesi b leri genellikle v ye dönüstürür
  • r ve l sesleri birbirlerine çok yakınlardır, Dünyanın bütün dil ailelerinde l --> r değisimi ve tersi olmustur

Moğolcadaki n sesleri Türkçede karsılığı c dir ve yukardaki tabloda "yazmak" örneğinde de gördüğümüz gibi r seslerinin de z dir, örnek:

Bu r -> z değisimi Türkçenin içinde de birçok sözcükde gerçeklesmistir. Örneğin "gö z kelimesi "gö r mek"ten türemistir.

Tabii ki bundan ötürü Türkçe ve Moğolca arasında bin yıllardır büyük ses değisimine uğramamıs kelimeler de mevcuttur.

Moğolca ve Türkçe arası göze çarpan gramer benzerlikler yoğundur, bu sadece cümle kurulusunun benzerliğinle bitmiyor, birçok Türkçeden tanıdık ekler de kullanılır. Örnekler:

Türkçe ve Moğolca arası zamir benzerlikleri:

Büküm hâlde:

                                     

4. Türk Dilleri ve Japoncanın birbirinden ayrılısı tezi

Bugün hâlen daha Japoncanın bir Altay dili olduğu Moğolca ve diğer Türk dilleri gibi kesinlik kazanmamıstır. Bâzı dil bilimcilere göre Japonca, Korecenin en eski lehçesinden türemistir; ancak ağır basan görüs Altay kökenli olduğudur. Iki dil grubu arasında ekler, takılar, eylemler, çekimleri, tümce yapısı ve söz diziminde birebir kosutluk görülür.

                                     

5. Notlar

A. ^ Japonca ve Korecenin Altay dilleri olusu konusunda bilimsel camiada günümüzde de bazı ihtilaflar vardır. Birçok çalısmada bu iki dilin Altay dilleri ile ortaklıkları gösterilmis olsa da, bazı çalısmalarda henüz tam kabul görmediği belirtilmelidir.