Back

ⓘ Hukuki yorum, bir hukuk meselesine uygulanacak olan hukuk kuralının belirlenmesi sürecinin önemli parçalarından biridir. Bazı hukuk kuralları, uygulanabileceği ..




                                               

Azize Sarah

Sara la Kali olarak da bilinen Azize Sarah, Roman halkının koruyucu azizidir. Kendisini yüceltmek için kabul edilen yer, güney Fransadaki Camargueda Romanlar için hac yeri olan Saintes-Maries-de-la-Merdir. Efsaneye göre, Camargueye birlikte gelmesi beklenen Üç Meryemden birinin hizmetçisi olarak tanımlanır. Katolik kilisesine göre bir aziz olarak kabul edilmez.

                                     

ⓘ Hukuki yorum

Hukuki yorum, bir hukuk meselesine uygulanacak olan hukuk kuralının belirlenmesi sürecinin önemli parçalarından biridir. Bazı hukuk kuralları, uygulanabileceği islemler açısından yeterince açık olmayabilir. Bu nedenle söz konusu kuralın bulunduğu metnin incelenmesi ve anlamının belirlenmesi gerekebilir. Iste bu amaçla yapılan anlamlandırma faaliyetlerine hukuki yorum adı verilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, yorumun konusudur. Yorumun konusu, kuralın yazılı olduğu metindir. Yorum yapacak olan kisi, kuralın yazıldığı metni okuyarak bu metinden bir anlam çıkarmaya çalısır. Bu kapsamda yapılan eylem, hukuk kuralının yorumlanması değil, kuralın dile getirildiği metin olmaktadır.

Bir diğer dikkat çekici nokta ise yorumun kisisel niteliğidir. Yorum, kisiden kisiye farklılık gösterebilmektedir. Bir hukukî metin, kisilerce farklı anlasılabilmektedir. Bu da yorumun kisisel niteliğini öne çıkarır. Bu nedenle, yapılan yorumlar bağlayıcı olmamakla birlikte, kuralı uygulayacak olan kisiye çoğunlukla hâkime sadece yol gösterici olabilir. Fakat bazı yorumlar vardır ki, bunlar kuralı uygulayacak olan kisiyi bağlar. Yani uygulayıcı, o yoruma bağlı kalarak hareket etmek zorundadır. Iste bu bağlayıcı yoruma otantik yorum adı verilir.

Yorum, onu yapan kisi ya da makama göre farklı adlar alabilmektedir. Devletin organlarından yasama ve yargı organları yorum yapabilmektedir. Bununla birlikte bu organların bir parçası olmayan kisilerce de yorum yapılabilmektedir, bu kisi/makamlarca yapılan yoruma bilimsel yorum adı verilmektedir.

                                     

1.1. Yorum teorileri Klasik yorum teorisi

Klasik yorum teorisine göre, her hukukî durum için uygulanabilir nitelikte bir hukuk kuralı mevcuttur. Bazısının anlamı yeterince olmasa bile, her türlü duruma uygun bir kural mutlaka vardır. Hâkim, anlamı açıksa kuralı yorumlamadan, anlamı yeterince açık değilse anlamı yorumlayarak ortaya çıkarır. Dolayısıyla bu teori, hâkimin sadece kanunu uyguladığını, bir kural yaratmadığını ileri sürer.

Klasik yorum teorisi, tümdengelim metoduna benzer bir mantık yürütme tekniğine sahiptir. Hukuk kuralı ile somut olay arasında iliski kurularak, olayın hukuk kuralına uygulanması gerektiği sonucuna ulasılır. Hâkim, hukuk yaratmaz, yaratılmıs olan hukukun uygulanmasını sağlar. Bu bağlamda, hâkim yalnızca kanunun uygulayıcısıdır. Bu teori, judex est lex loquens hâkim, konusan kanundur ilkesiyle temellendirilmistir.

                                     

1.2. Yorum teorileri Realist yorum teorisi

Klasik yorum teorisinin karsısında yer alan realist yorum teorisi, klasik teoriden farklı olarak hâkimin kanunu sadece uyguladığı görüsünü değil, yarattığı görüsünü de savunur. Bu teoriye göre, hâkim kanun metnini yorumlayarak anlamını belirlemelidir. Böylece bir nevi o kuralın yaratıcı hâline gelir. Hâkimin sadece uygulayıcı olduğunu savunan klasik teoriden ayrıldığı nokta ise, hukuk kuralı olarak kanun metnini değil, metnin anlamını baz almasıdır. Hâkimin uygulayıcı olarak değil, yaratıcı olarak kabul edilmesinin nedeni de budur.

Realist yorum teorisinde yorumlanan sey norm değil, normun yazılı olduğu metnin kendisidir. Yorum, normun değil, metnin yorumlanmasıdır. O metinle kural koyucunun ulasmak istediği neticenin arastırılmasıdır. Bu neticeye yorum yapılmadan ulasılamıyorsa, o hâlde yorum kaçınılmazdır.

                                     

2.1. Yorum çesitleri Yasama yorumu

Yasama yorumu, devletin yasama organınca yapılan yorumu ifade eder. Yasama organı, hukuk kuralını olusturan kisi ya da makamdır. Bu yorum metoduyla, kuralın anlamını bizzat o kuralı koyan organ açıklığa kavusturmaktadır.

Bu yorumun kaynağı ejus est interpretari cujus est condere ilkesidir. Bu ilkeye göre, kanunu koyan kimse yorumlamayı da o yapmalıdır.

Genel olarak kabul edilen görüs, yasama yorumunun söz konusu olabilmesi için ilgili devletin anayasası temel kanunu uyarınca böyle bir yetkinin yasama organına tanınması gerektiği yönündedir.

Doktrinde yasama yorumunu en isabetli ve en mantıklı yorum çesidi olarak gören yazarlar vardır. Bu yazarlara göre, kanunu koyan organ, onun ne anlam içerdiğini en iyi bilebilecek durumdadır. Kanun koyucular, tarih boyunca kendi koydukları kuralların baskalarınca farklı yorumlanacağından endise ederek bunu engellemeye yönelik hamleler yapmıslardır. Örneğin Justinianus, bu endiseyle Codexe bu yönde bir hüküm koyarak, yorumlama isini sadece kendisinin yapabileceğini hüküm altına almıstır.



                                     

2.2. Yorum çesitleri Yargısal yorum

Yargısal yorum, mahkemelerce yapılan yorum türüdür. Mahkemenin önüne gelen somut olayda uygulanması gereken kuralın tespiti amacıyla yapılır. Yorum kaçınılmazdır, yani uygulanabilecek hukuk kuralının olmaması nedeniyle davanın reddedilmesi mümkün değildir.

Yargı makamlarınca yapılan yorum kural olarak serbesttir, yani önceden yapılan yorumlar hâkimleri bağlamaz. Fakat bunun da istisnaları olabilmektedir. Genellikle yüksek mahkemelerce bir konu hakkında yapılmıs farklı yorumlarla ilgili olarak verilen içtihatlar bağlayıcı olabilmektedir. Türkiyede Yargıtay Içtihadi Birlestirme Kurulu tarafından verilen kararlar, kararla ilgisi olan türden davalarda mahkemeleri bağlayıcı niteliktedir.

                                     

2.3. Yorum çesitleri Bilimsel yorum

Bilimsel yorum, yasama ve yargı organları dısında kalan kisilerin/makamların, genellikle hukuk bilim insanları tarafından yapılan yorumdur. Bu yorum türünün özelliği, herhangi bir somut olayla ilgi bulunmaksızın soyut çözümlemelere dayanıyor olmasıdır. Bu yönüyle, bilimsel yorumlar daha ziyade fikrîdir.

Bilimsel yorum bağlayıcı değildir. Mahkemelerin karar verme sürecinde sadece bir fikir kaynağı olabilirler. Hukukun kaynakları içerisinde, doktrin genellikle yardımcı bir kaynak olarak görülür, yani hukuku uygulayacak kisilere sadece yol gösterici, tavsiye verici nitelikte olabilirler. Bilimsel yorum da, buna paralel olarak hukuk uygulayıcılarına ancak yol gösterici bir yorum çesidi olabilir.

                                     

3.1. Yorum yöntemleri Lafzî yorum

Lafız, kelime anlamı olarak söz, kelime gibi anlamlara gelir. Hukukî terim anlamı ise yasanın sözle anlatmak, bildirmek istediği anlamdır. Buna paralel olarak, lafzî yorum da kanun metnine bakarak yapılan yorum olarak tanımlanabilir. Bu yorum yönteminde; kullanılan kelimeler, cümleler, noktalama isaretleri, söz dizimi gibi unsurlara bakılır. Bu nedenle lafzî yorumda dil bilgisi kuralları ve kelimelerin anlamları büyük bir öneme sahiptir.

Lafzî yorum, Amerikan anayasa hukuku literatüründe textualism metinselcilik olarak tanımlanır. Bu akımın savunucularına göre, buradaki yorumda, kullanılan kelimelerin günlük dildeki sade, açık ve olağan anlamlarına bakılmalıdır.

                                     

3.2. Yorum yöntemleri Tarihî yorum

Tarihî yorum, kanun koyucunun kanunu koyarken güttüğü amaç, ulasmak istediği gaye, yani niyeti baz alınarak yapılan bir yorum yöntemidir. Bu metoda göre, hükmün konduğu zamandaki kanun koyucunun muhtemel subjektif iradesi arastırılır. Bunun için yalnızca kanun metinlerine bakılmaz. Ayrıca; ilgili kanunun hazırlık çalısmalarına, hazırlanan raporlarına, kanunla ilgili görüsme tutanaklarına bakılmalıdır. Amerikada tarihî yorum metodunu karsılayan tabir intentionalism niyetselcilik ya da original intent esas niyet olarak geçmektedir.

                                     

3.3. Yorum yöntemleri Sistematik yorum

Sistematik yorum, söz konusu kuralın içinde bulunduğu kanunda düzenlendiği bölüme, diğer maddeler karsısındaki duruma ve ilgili kanunun genel sistematiğine bakılarak yapılan yorum metodudur. Kuralın kanunda bulunduğu bölümün adı, diğer maddeler gibi unsurlar kuralın anlamının belirlenmesinde etken olabilir. Bu metotta, kuralları tek anlamlandırmak yerine, bir bütün olusturacak sekilde yorumlamanın daha doğru olacağı görüsü hâkimdir.

                                     

3.4. Yorum yöntemleri Teleolojik yorum

Teleolojik amaçsal, gaî yorum, kuralın ihdas edildiği dönemin sartlarını da göz önünde bulundurarak kanun koyucunun amacını tespit edebilmek amacıyla yapılan yorumdur. Tarihî yorum metodundan farkı, bu yorum metodunda kuralın ihdas edildiği dönemin sartları da göz önünde bulundurularak kanun koyucunun amacının tespit edilmek istenmesidir. Tarihî yorumda ise o dönemin sartlarından bağımsız olarak tamamen ve sadece kanun koyucunun o dönemdeki subjektif iradesi tespit edilir.

                                     

3.5. Yorum yöntemleri Kavramcı yorum

Kavramcı yorum metodu, Alman tarihçi hukuk okulu tarafından savunulan bir yorum metodudur. Bu metot, bir kuralın yorumlanmasında ilgili kuralın soyut içeriğinden hareket edilmesi gerektiğini savunur. Bu içerik ise hukuk biliminin gelistirdiği kavramlar ile belirlenebilir. Bu yüzden bu metotta çesitli hukukî kavramlar önemli rol oynamaktadır. Bu metodu savunanlar, ülkenin her yerinde aynı metodun uygulanması gerektiğini, böylece hukukun uygulanmasında birlik, uyum ve kesinlik olusturmaya çalısmak gerektiğini ileri sürmüslerdir.

                                     

3.6. Yorum yöntemleri Menfaatler içtihadı yöntemi

Menfaatler içtihadı yöntemi de Alman hukukçuları tarafından gelistirilmis bir metottur. Bu metot, 1900 yılında Alman Medeni Kanununun kabul edilmesinden sonra ortaya atılmıstır. Buna göre, kanun sosyal gelismelere uygun olarak yorumlanmalıdır. Her hukukî uyusmazlığın temelinde bir menfaat çatısması vardır. Hâkim, her iki tarafın da menfaatlerini dengelemelidir. Bir diğer deyisle, bu menfaatleri tatmin etmelidir.

                                     

4.1. Yorumda kullanılan mantık kuralları Kıyas

Kıyas, karsılastırma anlamına gelir. Hakkında bir kural bulunmayan bir meseleye, benzer bir baska meseleye uygulanan hükmün uygulanabilmesine kıyas denir. Kıyas yapılabilmesi için, bu iki meselenin birbirine benzer olması gerekir. Özellikle de aralarında illet, yani sebep ortaklığı bulunan iki meselenin varlığı hâlinde, kıyas yapılabileceği söylenebilir.

Yine de, bazı hâllerde kıyas yapılabilmesi mümkün değildir. Bu hâller sunlardır:

  • Istisnaî hükümler: Bir hüküm, bir genel hükmün istisnası niteliğinde ise, o hüküm kıyas yoluyla baska bir olaya uygulanamaz. Çünkü o hüküm, ilgili genel hükme iliskindir ve bir istisnadır. Istisnalar dar yorumlanır ve kıyasa tâbî tutulamazlar.
  • Expressio Unius ilkesinin geçerli olduğu durumlar: Expressio unius est exclusio alterius bir seyi zikretmek diğerlerini dıslamaktır ilkesinin uygulanabildiği hâllerde kıyas yapılamaz. Bu ilke, genellikle bir hak sahibi olabilecek kisilerin sınırlarının çizilmesinde kullanılır. Dolayısıyla bu kapsama girmeyen kisilerin kıyas yoluyla kapsama alınmasını sağlamak mümkün değildir.
  • Sınırlı olarak sayılan durumlar: Bazı hükümlerde genellikle o hükümle hakkında düzenleme yapılan kisiler/seyler, sınırlı olarak sayılmaktadır. Bu hâllerde de kıyas mümkün değildir.


                                     

4.2. Yorumda kullanılan mantık kuralları Aksiyle kanıtlama

Aksiyle kanıtlama, yani mefhum-u muhalefet, bir hukuk kuralıyla bir konuda hüküm altına alınan seyin tersi durumda uygulanmaması hâlinde geçerli olur. Yani bir hukuk kuralıyla herhangi bir durumda bağlanacağı öngörülen sonuçların, ilgili durumun gerçeklesmemesi hâlinde öngörülmemesi hâlinde aksiyle kanıtlama kuralı geçerli olur.

Aksiyle kanıtlama, her durumda var olabilen bir mantık kuralı değildir. Sadece bir durumun belirli bir özelliğine iliskin özel olarak yapılan değisikliklerde söz konusu olur.

                                     

4.3. Yorumda kullanılan mantık kuralları Evleviyet

Evleviyet, öncelik anlamına gelir. Bu kural, mantık itibarıyla tümevarım ve tümdengelim metotlarına benzemektedir. Daha az önemli olan bir duruma uygulanan kuralın, o durumdan daha önemli bir durumda uygulanması gerektiği evleviyetin kurallarından biridir. Örneğin; bir yerde adam yaralamak suç teskil ediyorsa, adam öldürmek de suç teskil etmelidir. Veyahut adam öldürmek suçsa, adam yaralamak da suç olmalıdır. Bir kisi/makam, büyük yetkilere sahipse, bu yetkilerden küçük herhangi bir yetkiyi de kullanabilir. Örneğin, bir makam kisilere herhangi bir hukuka aykırılıktan dolayı hapis cezası verebiliyorsa, para cezası da verebilmelidir.

                                     

5.1. Yorum ilkeleri Temel ilkeler

Temel ilkeler, bütün yorumlama faaliyetlerinde geçerli olan ilkelerdir.

  • Interpretatio cessat in claris: Bir hukuk kuralı, yorumlanmasına gerek olmayacak kadar açık ise yorum yapılmasına gerek yoktur. Bu husus, Mecellede de tasrih mukabelesinde delalete itibar yoktur. hükmüyle dile getirilmistir.
  • Dürüst Yorum: Yorumcuların hukuk kuralını anlamlandırırken tarafsız ve bağımsız olması ve saf hukukî ilkelere dayanmaları gerekmektedir. Böylece yapılan yorumun objektif bir niteliğe sahip olması sağlanır.
  • A verbis legis non est recedendum: Kuralı uygulayacak olan kisi çoğunlukla hâkim, esasen kanunu uygulamakla yükümlüdür. Bu nedenle de kanunun sözünden uzaklasılmaması gerekmektedir.
                                     

5.2. Yorum ilkeleri Söze anlam yüklemeye dair ilkeler

Ilgili hukuk kuralında bulunan kelimeler, cümlelerin nasıl anlasılması gerektiği sorusuna cevap olarak asağıdaki ilkeler verilebilir. Bu ilkelerin esasen kaynağı, Mecelledir.

  • Kelamın imali, ihmalinden evladır: Bu ilkeye göre, bir kelimeye anlamı tartısılmaya açık olsa bile bir anlam yüklemek mümkünse, o anlam yüklenmeli, kelime anlamsız bırakılmamalıdır. Fakat o kelimeye herhangi bir surette anlam yüklenemiyorsa, o sözün anlamsız olduğuna karar vermek gerekebilir. Bu ilkenin karsıtı olarak, Mecellede bir kelamın imali mümkün olmaz ise ihmal olunur hükmü de yer almıstır.
  • Kelâmda aslolan manayı hakikîdir: Bir sözden, normal sartlarda mecazî anlamı değil, gerçek anlamı anlasılmalıdır. Gerçek anlamın yüklenmesi mümkün olmuyorsa, mecazî anlamına basvurulabilir. Nitekim bu da Mecellenin manayı hakikî müteazzir oldukta mecaza gidilir hükmüyle ifade edilmistir.
                                     

5.3. Yorum ilkeleri Kural ve istisna ile ilgili ilkeler

  • Istisnanın istisnası genis yorumlanır: Istisnanın istisnası genel kurala denktir, bu yüzden de genis yorumlanır.
  • Istisnalar dar yorumlanır: Bir kuralın istisnası, o kurala özel olarak getirilen bir hükümdür. Bu nedenle de bu istisnanın genis yorumlanarak kıyasa tâbî tutulması mümkün değildir. Çünkü bizzat istisna, tâbî olduğu kuralın kapsamını daraltır. Buna ek olarak, yorum yoluyla istisna üretilemeyeceği de bir ilke olarak geçerlidir.
  • Kurallar genis yorumlanır: Bu ilkeye göre, bir hukuk kuralı genis yorumlanabilir ve kıyasa tâbî tutulabilir.
                                     

5.4. Yorum ilkeleri Düzenleme sekillerinde dair ilkeler

  • Unius positio non est alterius exclusio: Bir seyin belirtilmesi diğer seylerin hariç tutulduğu anlamına gelmez. Expressio unius est exclusio alterius ilkesinin geçerli olmadığı durumlarda geçerli olan bu ilkenin uygulandığı durumlarda kıyas yoluna da basvurulabilir.
  • Expressio unius est exclusio alterius: Bir seyi zikretmek, diğerlerini dıslamaktır. Bir kanun hükmünde söz edilen duruma iliskin hüküm, söz edilmeyen duruma uygulanamaz. Bu genellikle bir durumun sınırlı olarak sayıldığı hâllerde geçerlidir.
                                     

5.5. Yorum ilkeleri Sıfat-ı arızada aslolan ademdir ilkesinden çıkan ilkeler

  • Kaidenin değil, istisnanın varlığı ispata muhtaçtır: Beyyine hilaf-ı aslı ispat içindir kuralına benzer bir kural olup kuralın değil istisnasının, yani öngörülmeyen durumun ispatlanması gerektiğini belirtir.
  • Sıfat-ı asliye kaide, sıfat-ı arıza istisnadır: Sıfat-ı asliye, bir seyin kendiliğinden olan durumu, özelliğidir. Bu nedenle de bir durumun olması beklenen, kendiliğinden var olan özelliği kaidedir, yani kuraldır. Sıfat-ı arıza, yani sonradan gerçeklesen durum ise istisnadır.
  • Beyyine hilaf-ı aslı ispat içindir: Delil, aslın aksini ispat içindir. Ispat yüküne iliskin olan bu hükme göre, bir durumun aslından farklı bir durumu iddia eden kimse bunu ispat etmek zorundadır.
  • Sıfat-ı arızada aslolan ademdir: Sıfat-ı arıza, bir seyde kendiliğinden bulunmayan, sonradan eklenen niteliktir. Yani bir seyin normalde olmayan, sonradan var olan özelliği sıfat-ı arıza olarak kabul edilir. Bu gibi durumlarda asıl olan sey ademdir, yani yokluktur. Bir seyin sonradan var olan bu durumu hakkında bir tereddüt varsa, o durumun var olmadığı kabul edilir.
  • Beraet-i zimmet asıldır: Hak ve borçtan uzak olmak asıldır. Buna göre, herkes hak ve borçtan yoksun olarak dünyaya gelir ve sonradan hak ve borç sahibi olurlar.


                                     

5.6. Yorum ilkeleri Yetkilerle ilgili ilkeler

  • Yetki dar, hürriyet genis yorumlanır: Bir devlet organının yetkisinin olup olmadığı konusunda tereddüt varsa, yetkisiz olduğu kabul edilirken; bir kisinin herhangi bir hak veya hürriyetinin olup olmadığı konusunda tereddüt varsa, kisinin o hak veya hürriyete sahip olduğu kabul edilir.
  • Potestas stricte interpretaur: Yetkiler dar yorumlanır. Yorum veyahut kıyas yoluyla yetkilerin genisletilmesi söz konusu olamaz.
  • Hürriyet asıl, sınırlama istisnadır: Bir kisinin herhangi bir hürriyeti genis yorumlanır, böylece kapsamı genisletilebilir. Bunun sınırlaması ise istisnadır ve dar yorumlanır, böylece yorum yoluyla istisna kapsamı genisletilemez.
  • Delegata potestas non potest delegari: Devredilen yetki tekrar devredilemez. Bir kisi ya da organ, yetkisini bir baskasına devretmisse, devralan kisi ya da makam devraldığı bu yetkiyi tekrar devredemez. Yetkili olmak istisnadır ve istisnalar dar yorumlanır. Bu nedenle aslen yetkisiz olan birinin bu yolla yetkili kılınması mümkün değildir.
  • Unumquodque eodem modo quo colligatum est dissolvitur: Bir sey yapıldığı sekilde çözülür. Yetkide ve usûlde paralellik olarak da tanımlanabilecek bu ilkeye göre, bir sey nasıl yapılmıssa o sekilde kaldırılır. Aynı sekilde, bir seyi yapan kimse o seyi kaldırmaya da yetkilidir.
  • Sayılmıs yetkiler dar, bakiye yetkiler genis yorumlanır: Kisiler veya organlar arasında bir yetki paylasımı söz konusu ise, bu paylasımda açıkça ve ayrıca sayılan yetkiler dar, diğer yetkiler ise genis yorumlanır.
  • Derativa potestas non ptest esse major primitiva: Türemis yetki asıl yetkiden büyük olamaz. Bir yetki, kendisinden türediği yetkiden daha genis kapsamlı olamaz.
  • Devlet organlarının yetkisiz olması asıl, yetkili olmaları istisnadır: Bir devlet organı, kural olarak yetkisizdir. Yetki, istisna olarak organa kanunla verilir. Bu yetkilendirme, ayrıca ve açıkça yapılmalı, sınırları da aynı sekilde belirlenmelidir.
  • Qui potest matius, potest etiam minus: Çoğu yapmaya yetkili olan, azı yapmaya da yetkilidir. Bir kisi ya da organ, bir hukuk kuralı ile bir sey yapmaya yetkili oluyorsa, o seyden daha azını yapmaya da yetkili olur. Örneğin, bir organ baska bir organı kurmak konusunda yetkilendirilmisse, o organın seçimi de aksine bir hüküm olmadıkça ilgili organa ait olur.
                                     

6. Kaynakça

  • GÖZLER, Kemal 2013. Anayasa Hukukunun Genel Esasları. Bursa: Ekin Yayınları. ISBN 978-605-5187-63-7.
  • Asım Kaya 2014. "Amaçsal Yorum" PDF. Ankara Barosu Dergisi. 27 Mart 2016 tarihinde kaynağından PDF arsivlendi. Erisim tarihi: 3 Subat 2020.
  • ADAL, Erhan 1985. Hukukun Temel Ilkeler El Kitabı PDF. Istanbul: Fatih Yayınevi. 13 Ağustos 2014 tarihinde kaynağından PDF arsivlendi. Erisim tarihi: 3 Subat 2020.
  • Ankara Fakültesi Hukuk Fakültesi Adalet MYO. "Hukuk Baslangıcı Dersleri" PDF. Ankara Üniversitesi. 22 Subat 2020 tarihinde kaynağından PDF arsivlendi. Erisim tarihi: 3 Subat 2020.
  • GÖZLER, Kemal 2013. Hukuka Giris. Bursa: Ekin Yayınları. ISBN 978-605-5187-75-0.
                                     
  • olarak ele alınır ve yalnızca gerçeğin ne olduğu arastırılır. Bu gerçeğin hukuki yorum ve değerlendirmesi ise yargı faaliyeti çerçevesinde sorusturma ve kovusturma
  • sorusturma neticesinde elde edilecek deliller ve bu deliller ısında olusacak hukuki kanaate göre iddianame tanzimi söz konusu olmaktadır. 5271 Sayılı CMK nın
  • Vergi hukuku, kamu hukuku içinde yer alan ve devletin mali faaliyetlerinin hukuki yönünü inceleyen mali hukukun bir alt dalıdır. Mali hukuk vergi gelir
  • olgulara indirgenmesi konusunda Kelsen den daha az tutucudur. Hart a göre hukuki geçerlik sonuçta hukuk sisteminin normatif karakterinin hukuk eylemlerini
  • ile yasaklar. Toplumsal düzeni bozucu bir davranıstır. Hukuki anlamda suç, bir toplumdaki hukuki kurumlar tarafından ceza veya güvenlik tedbiri yaptırımına
  • Çapraz sorgu Ingilizce: Cross - examination genel olarak hukuki gerçeğin, tanık ifadelerindeki güvenirlik ve çeliskilerin ortaya çıkartılabilmesi için
  • engellenmesinin tamamen siyasi değil hukuki olduğunu belirten Isık  Twitter in engellenmesiyle ilgili durum, tamamen hukuki bir durum dedi. Isık açıklamasını
  • yorumlamıs ve sığınmacılara dair hukuki kosullarını değisik sekillerde olusturmuslardır. En yaygın yorumlar Katı Yorum : Bu yorum geri göndermeme yasalarının
  • Konstantin basarısız bir karsı darbe girisiminden sonra ülkesinden ayrıldı. Hukuki statüsü tartısmalı olan bir platform - ada olan Sealand kuruldu. 6 Ocak
  • Cengiz Han ın torunu olan Hulagü Han devrinde tüm Müslümanların ser i ve hukuki meselelerinde, müderris günümüz öğretim üyesi ve kadıların nakli ile ilgilenmek