Back

ⓘ Suskunluk sarmalı’, Alman siyaset bilimci Elisabeth Noelle-Neumann tarafından gelistirilen bir siyaset bilimi ve kitle iletisim teorisidir. Bir kisiningrubun sa ..




Suskunluk sarmalı
                                     

ⓘ Suskunluk sarmalı

Suskunluk sarmalı’, Alman siyaset bilimci Elisabeth Noelle-Neumann tarafından gelistirilen bir siyaset bilimi ve kitle iletisim teorisidir.

Bir kisinin/grubun savunduğu fikir, mensubu olduğu toplumun genel-geçer’ kabul ettiği görüslere uygun değilse, bu kisi toplumdan dıslanma korkusu nedeniyle konusurken kendini kısıtlar veya fikrini söylemekten vazgeçer. Aynı kisi fikrinin veya kendi fikrine yakın görüslerin toplum nezdinde yaygınlasmaya basladığını sezerse, bu kez fikrini yüksek sesle söylemeye baslar.

Suskunluk Sarmalı’ teorisi içinde dört temel faktör vardır:

  • Kitle iletisim araçlarının Medya; etkisiyle ve çoğu zaman bizzat medyanın sürekli tekrarlaması ile yaratılmaya çalısılan ve en sonunda baskın gelen Genel-geçer görüs’ bir diğer adla Toplumsal Algı’,
  • Kendi görüslerinin toplum nezdinde, kabul görmeyeceğini’ bilen fakat kaybedecek bir seyleri olmadığına inanarak veya inanmayarak sarmaldan’ çıkmıs, her zaman azınlıkta kalacağının farkında olarak görüslerinden taviz vermeyen kisi/gruplar,
  • Fikirleri aykırı’ addedilen sınıf ile genel-geçer’ addedilen sınıfa dahil olmak arasında, dıslanma korkusu nedeniyle fikirlerini açıkça söylemeyen ve kararsız kalan kisilerin toplamı.
  • Teori sadece iki kutbun düalizm’ birbirine olan etkisini incelemek üzerine kurulu değildir. Hangi fikrin, siyasi görüsün, kanının, yaklasımın, inanısın, geleneğin, tezin, anti-tezin, felsefenin vs. doğru hangisinin yanlıs saptamasını yapmaya çalısmaz. Birden fazla algının bir arada yasadığı iklim içinde’, Suskunluk Sarmalı’ teorisi eğilimlerin ne yönde olduğunu ve zamanla değisiklik gösterip göstermediğini arastırır.
                                     

1. Teorinin geçmisi

"Kavram 1974’te ortaya atılmıstır. Suskunluk Sarmalı teorisi; çesitli konular hakkında, toplumda bir kesim çekinmeden konusabilirken baska bir kesimin niçin suskun kaldığı sorusu üzerine kuruludur." Teori, bakıs açılarının sadece iki yönlü’ olması üzerine kurulu değildir.

                                     

2. Kamuoyu en bilinen haliyle Halkın/Toplumun Görüsü’ veya Halk/Toplum Görüsü’ tabiri

Halkın görüsü’ tabiri ilk kez 18. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkmıstır. Tabir sürekli tartısılagelmistir ve ne tür bir bilimsel sınıf içinde değerlendirileceği konusunda elle tutulur bir gelisme sağlanamamıstır. Alman tarihçi Oncken:" -Halkın Görüsü- kavramı hakkında iyi bir fikir beyan etmeye yeltenen, bu kavramı tanımlamaya çalısan herkes kısa zaman sonra Proteus adlı bir varlıkla karsı karsıya geldiğini farkedecektir. Proteus öyle bir varlıktır ki kendini ardı ardına binlerce kılığa sokabilir. Bu kılık değistirme gözle görünür veya görünmez, aciz veya etkili olabilir, kendini bize sayamayacağımız kadar çok değisime uğramıs sekilde sunabilir. Kendine o kadar güvenir ki, onu sımsıkı tutsakta her zaman bir yolunu bulup parmaklarımız arasından sıvısıp kaçmasını bilir. Tüm bu akıntı, tek bir formül içine hapsedilerek ifade edilemez. En nihayetinde, kime sorarsanız sorun Halkın Görüsü’ tabirinin ne olduğunu bilirler ama açıklayamazlar.” Söyle bir söz de söylenir:" Fikirler tarihi müzesinin bir üyesi olan Kurmaca’ sadece ve sadece tarihi bir meraktan ibarettir.” Bu alıntıya karsı, Halkın Görüsü’ kavramının ne demek olduğu ile ilgili tartısmalar biteceğe benzemiyor. 1970lerin basında Elisabeth Noelle-Neumann Suskunluk Sarmalı’ teorisini olusturmaya basladı. 1965te bir tarafın galibiyeti artarak devam ederken, oy eğilimlerinde ne tür bir sapma olabileceği’ sorusu üzerinde çalısıyordu. Daha sonra Noelle-Neumann Toplumun Görüsü nedir?’ sorusu üzerinde dönüp durduğunu fark etti. Suskunluk Sarmalı toplum görüsünün ortaya çıktığı bir suret olabilir; yepyeni bir toplum görüsünün yavas gelismeye basladığı bir süreç ya da eski bir fikrin günümüze uyarlanmıs bir hali olabilir.’ Noelle-Neumann’dan yapılan bu alıntı eğer makul gözüküyorsa, bir süreç olarak değerlendirilip tanımlanamaz’ denerek nam salmıs Toplumun Görüsü’ veya Suskunluk Sarmalı’ kavramlarının ne demek olduğu ile ilgili net bir tanımın yapılması büyük önem arz etmektedir. 1898’de Amerikalı sosyolog Edward Ross Toplumun Görüsü’ kavramını ucuz ve zahmetsiz’ olarak nitelemistir." -Halkın Görüsü- ile -Egemen Görüs- denklemi Halkın Görüsü’ tanımları içinde yaygın bir konu baslığıdır. Bu durum bir gerçeğe isaret eder; halkın görüsüne sıkı sıkıya bağlı olanlar, bireyleri gönülleri razı olmasa bile eyleme geçmeleri için zorlar.” Birçok bilim insanı, Halkın Görüsünün’, toplumsal olayların cereyan ettiği yer ve zamana göre değisiklik gösterdiği konusunda hemfikirdir. Sorumluluk hissi tasıdığını varsayan’ kisiler toplumu ilgilendiren herhangi bir konu hakkında fikir beyan ederek Halkın Görüsünün’ olusmasında önemli rol oynar. Bilim insanları ayrıca, Halkın Görüsü’ kavramının çesitli kalıplarına baktıklarında, hiçbir baskı altında kalmadan ifade edilen ve her kosulda ulasılabilir olan fikirlerin; yani halkı halk yapan fikirlerin özellikle kitle iletisim araçları içinde var olduklarını görürler. Toplumun Görüsü’ kavramının ne olduğu ile ilgili süren anlasmazlık, Toplum’ ve Görüs’ kelimeleri hem tek hem birlesik sekilde düsünülerek kavrama vücut vermeye devam ediyor.

                                     

2.1. Kamuoyu en bilinen haliyle Halkın/Toplumun Görüsü’ veya Halk/Toplum Görüsü’ tabiri Halk/Toplum

Bilim insanları Toplum’ kelimesinin ne demek olduğunu, Toplum Görüsü’ kavramı içinde tartısırlar. Toplum’ derken; Tüm Toplum’ ve Toplumdaki Çoğunluk’ ikileminin çok yönlü anlamlara yol açtığı görülür. Toplum’un üç anlamı vardır. Tarafsızlık/Herkese açık olma üzerine kurulu hukuki anlamda toplum. Örneğin, kamusal alan. Ikinci anlamı, kamusal hak. Son anlamda ise, Toplum Görüsü’ tabirine baktığımızda, Toplum’ kelimesinin bir sekilde bir seyle iliskili olduğu fakat farklı bir anlama büründüğü gözlenir. Kavram içindeki Toplum’ kelimesi, yine aynı kavram içinde değerlendirilmek sartıyla, sosyal psikolojinin alanına giren bir karakter halini alır. Bilim insanları, bireysel görüs & azınlık görüs’ün üzerinden zafer kazanarak, destek almak uğruna hükûmetteki kanun yapıcılarla veya yargı dünyasıyla sürtüsme yasamamaya gayret göstererek; birçok yasal düzenlemenin yapılması, normların değistirilmesi / yeni normların getirilmesi ve en önemlisi moral değerlerin çapının ayarlanması konusunda Toplum Görüsü’nün ne kadar büyük bir güce sahip olduğunu kesfettiklerinde çok sasırırlar.



                                     

2.2. Kamuoyu en bilinen haliyle Halkın/Toplumun Görüsü’ veya Halk/Toplum Görüsü’ tabiri Görüs/Fikir

1739’da Ingiliz filozof David Hume’un eserinde yayınlanan Yaygın Görüs’ tabiri. Anlasma’ kelimesi ve Yaygın olma hissi’, Ingiliz ve Fransız köklü Görüs’ kelimesinin temelinde yatar. Kelimenin kökenini arastırırken, Almancada meinung olarak telaffuz edilir, Plato’nun Devlet’ eserine kadar geriye gidilir. Eserde, Socrates’ten bir alıntı" görüsün/fikrin orta yolda bir konum aldığı” seklinde bitirilir. Kant ise görüs/fikir’ kelimelerini" hem öznel hem nesnel manada yetersiz muhakeme” olarak niteler. Her yönüyle yararlı gözüken bir fikir/görüs’ nasıl görmezden gelinebilir, süphesi/sorusuna su yolla cevap aranabilir: Çesitli konular hakkında, toplumun - veya toplumda birden fazla katmanın - ortak bir paydada bulusabilmesi günümüzde olduğu gibi geçmiste de ciddiyetle dikkate alınan bir konuydu.

                                     

3.1. Halkın Görüsü’nün olusmasına etki eden faktörler Toplumdan dıslanma tehdidi

Suskunluk Sarmalı’ toplumdan dıslanma tehdidiyle baslar. Toplumsal yapıyı olusturan sayısız sütunun sürekliliğini korumak için, o toplumun üyelerinin toplumsal değerler ve toplumsal hedefler üzerine müsterek bir zeminde anlasabilmeyi teminat altına alması gerekir. Bu anlasmayı sağladıktan sonra sosyal düzenin bozulmaya uğramadan yoluna devam edebilmesi için, toplum, anlasmaya uyum göstermeyen, anlasmayı rayından çıkarma yönünde görüslere sahip olan azınlığı’; sizi dıslarız’ tehdidiyle caydırmaya çalısır.

                                     

3.2. Halkın Görüsü’nün olusmasına etki eden faktörler Toplumdan dıslanma korkusu

Dıslanma korkusu Suskunluk Sarmalı’na ivme kazandıran bir merkezkaç kuvvetidir. Insanlar toplumdan dıslanma korkusuna kapılmamak için, kendilerince önlemler alır. Bu önlem alma’ varsayımı, Konformizm/Çevreye Uyum Göstermek’ denilen hayatı huzur içinde yasamak için etliye sütlüye bulasmamak, her zaman -Halkın Görüsü-ne yakın olmak ve hatta birebir aynısı olmaya çabalamak’ temeline dayanır.

                                     

3.3. Halkın Görüsü’nün olusmasına etki eden faktörler Fikrini özgürce söyleme isteği

Bireyler, fikirlerinin veya fikirlerine yakın olan görüslerin toplum içinde yaygınlasmaya basladığını hissettikleri anda, çekinmeden konusmaya meyillidir. Tam tersine bakılırsa, fikirleri toplumca kabul edilmiyorsa veya yavas popülarite’si kaybolmaya basladıysa, artık susup kabuğuna çekilmeye yönelir.

                                     

3.4. Halkın Görüsü’nün olusmasına etki eden faktörler Kisinin benliğinde doğustan varolan genel-geçer görüse uyum gösterme’ duygusu

Bireyler, Toplum Görüsü’nü ölçmek’ için doğustan gelen özelliklere sahiptir. Bireyin gözlemleyebildiği toplumun çapı çok genis olamayacağından, Kitle Iletisim Araçları’ dediğimiz Medya’, Toplumdaki Baskın Görüs’ün ne/neler olduğu hakkında bireylere örnekler sunar. Medya, bu Baskın Görüsün’ topluma nasıl sunulduğu konusunda çok önemli rol oynar. Toplumun Görüsünün’ nerelere meyilli olduğu ile ilgili bireylerin tek algılarına doğrudan etki etme gücüne sahiptir. Bu sunum’ asamasında kullanılan kelimelerin, bilgilerin kaynağının, resim-fotoğrafların, kisilerin, videoların vd. gerçek mi yoksa kurgusal mı olduğu’ süphesi haberin dinlenme/izlenme anında bireylerin merağını pek uyandırmaz.

                                     

3.5. Halkın Görüsü’nün olusmasına etki eden faktörler Genel Bilgi Eksikliği & Çoğulcu Bilgi Eksikliği Kaba tabirle -Çoğulcu Cahillik-’ & Toplum Genelinin’ bazı fikirleri / bazı kavramları / bazı olayları vs. görmezden gelmesi

Çoğulculuk – Pluralism ’ ile Çoğunlukçuluk – Majoritarianism ’ arasında fark vardır. Çoğulculuk’ kavramı çoğunlukçuluk’ kavramını kapsar.

Çoğunluk ; bir kitlenin diğer kitlelerle kıyaslandığında sayıca çok’ olduğunun göreceli de olsa ispatlanması demektir.

Çoğulculuk ise; birden çok kitlenin varlığı, bu kitlelerin birbirinin aynısı veya birbirinden farklı olduğu fakat bunların hepsinin’ bir arada yasadığı bir mekan veya bir algı ortamının mekan ve algı kelimeleri hem fiziksel hem de duyumsal olarak kabul edilebilir bütünü’ demektir. Çoğulculukta’ hangi kitlelerin daha büyük hangilerinin daha küçük olduğu, kusbakısı yaklasım ile, net gözükür.

Noelle-Neumann; toplumdaki baskın görüsün’ hangi kitlelerde çok hangilerinde az olduğunun tespit edilmesinin zorluğu ve bir tespit yapılabilse bile bunun kayganlığı sebebiyle çoğulcu cahillik’ terimini kullanmayı uygun bulmustur.

Noelle-Neumann’a göre Çoğulcu Bilgi Eksikliği’, bireyin tekil olarak veya bir grubun sahip olduğu düsünce ne ise, toplumun geri kalanının da o düsünceye sahip olduğu yanılgısı demektir. Medya, tek bir veya birden fazla fikri yayınlarıyla baskın kılıp, aynı anda azınlığın’ fikirlerinin sesini kısarak Çoğulcu Bilgi Eksikliği’ni yaratabilir; bu da yukarıda belirtilen yanılgının olusmasına yol açar. Örnekler: Komünizm’ kelimesini duyunca din elden gidecek’ yorumunun akla ilk gelen sey olması fakat bunun bir yanılgıdan ibaret olması, Muhafazakâr’ kelimesini duyunca seriat isteyen yobazlar’ yorumunun akla ilk gelen sey olması fakat bunun bir yanılgıdan ibaret olması, Liberal’ kelimesini duyunca paraya düskün’ yorumunun akla ilk gelen sey olması fakat bunun bir yanılgıdan ibaret olması, Kürt & Ermeni & Rum & Alevi’ kelimelerini duyunca potansiyel düsman, potansiyel terörist, potansiyel bölücü’ yorumlarının yapılması fakat bunların birer yanılgıdan ibaret olması, Escinsel’ kelimesini duyunca bu bir tür hastalıktır ve tedavi edilmelidir’ yorumu fakat bunun bir yanılgıdan ibaret olması gibi. Bu ve buna benzer birçok kavramın tabu’ kabul edilmesi nedeniyle, toplumun geneli’nin bu konuları konusmayı görmezden gelmesi’, ötelemesi, Çoğulcu Bilgi Eksikliği’nin her daim sürmesine sebeptir.



                                     

4. Suskunluk sarmalı

Yukarıdaki bes faktör arasındaki etkilesim, Toplum Görüsü’nün insa edilmesi, değistirilmesi ve güçlendirilmesi sürecine öncülük eder. Bir tarafın suskunluğa gömülmeye ve aynı anda diğer tarafın konusmaya baslaması bir sarmal meydana getirir. Ve bu sarmal baskın gelen tarafın fikrinin’ iktidarını gitgide kuvvetlendirdiğini bariz bir sekilde gösterir. Daha önce bu fikir belli belirsiz bir kurgu hâlindeyken, artık herkesçe kabul gören bir sosyal norm’ hâline dönüsür.

Noelle-Neumann, Suskunluk Sarmalı’nın sürekli hareket hâlinde olan bir süreç olduğunu da ekler. Halkın Görüsü’ artık, medyanın sürekli tekrarlayarak baskın hale getirdiği Çoğunluğun Görüsü’dür yani artık bir statüko’dur. Ve bu statüko’ karsısında azınlık’ daha kısık sesle konusmaya baslar ve en sonunda susar. Suskunluk Sarmalı’ teorisi, değerlendirme yapılması istenen bir alanda, gerçek’ ve değer’ farklılığı gerçek’ kelimesinden kasıt - pozitif - yani bilim, felsefe veya akıl ile varlığı ispatlanan fikir; değer’ kelimesinden kasıt - normatif; kaide teskil eden - yani ortak bir noktada bulusmus kisilerin herhangi bir bilimsel onay beklemedikleri fikir varsa sadece algı’ ve fikir’ zeminlerine uygulanabilir; teori, gerçekler’ üzerinden yanlıs veya doğru’ saptaması yapmaya çalısmaz.



                                     

5. Sarmalın modeli

  • Insan sosyal’ bir varlık olarak, çevresinden dıslanmaktan korkar. Doğası gereği, çevresi tarafından saygı görme beklentisi içindedir.
  • Dıslanma riskini bertaraf etmek, çevresi içinde popülaritesini’ ve saygınlığını korumak için, bireyler çevrelerini, çevrelerindeki değisimleri dikkatle takip eder. Ne tür görüs’ ve tarz’ların yaygın olduğunu ve yeni görüs, yeni tarzların gelip gelmediğini sürekli kontrol eder. Eğer yeni’ler geldiyse, bunları kesfeder kesfetmez hemen uyum gösterir; topluma yabancı’ durumuna düsmemeye çalısır.
  • Sonuç: Sarmal’ sürekli değisim hâlinde olan bir süreçtir. Kisiler veya gruplar çevrelerindeki değisimi takip ederek kendilerini bunlara uydurmaya çalısır. Bir görüs artık yaygınlığını kaybedip geri plana düsmeye basladığında kisiler saf değistirip yükselis trendine’ giren görüse yaklasır. Teori içinde; yaygınlığını kaybeden görüsü her kosulda/daima savunan’ kisi/grupların yeri bir istisnadır. Çünkü bu kisiler için toplum tarafından dıslanmak’ veya saygı görmek’ önemli değildir.
  • Fikirlerin/görüslerin ve davranısların durağan’ olduğu alanlar ile değisime açık’ olduğu alanlar diye iki grup olusturulabilir. Görüslerin görece kesin ve durağan olduğu alanlarda örneğin gelenek / töre / ritüel’, kisi bu geleneğe’ uygun sözler söyleyip topluma uyumlu bir profil çizebilir ya da bu geleneğe’ karsı beyanlarda bulunuyorsa dıslanma’ riskini göze almıs olması gerekir. Görüslerin değisime açık veya tartısmalı olduğu alanlarda ise kisi, toplum tarafından dıslanmasına neden olmayacak’ yani genel-geçer’ görüsleri bulmaya çalısır.
  • B’ fikrini savunan kisiler suskun kalırken A’ fikrini savunan kisiler çok konusuyorsa, bu ikilemin toplum’ üzerinde mutlak etkisi vardır: Hararetle savunulan bir fikir göründüğünden daha güçlü olduğu intibasını topluma verirken, kısık sesle savunulan bir fikir göründüğünden daha zayıf bir intiba verebilir.
  • Kisiler veya gruplar, fikirlerinin veya fikirlerine yakın olan görüslerin toplumda yagınlasmaya basladığını sezerse, artık toplum içinde kendilerinden emin, korkmadan konusmaya baslar. Tam tersi durumda ise, kisiler, fikirlerinin toplum nezdinde zemin kaybettiğini sezdikleri anda, artık içine kapanık bir sekilde konusmaya baslar.
                                     

6. Toplumdan dıslanma korkusu: Konformizm/Topluma aykırı’ gözükmeden yasamak sarmalı olusturur

Noelle-Neumann’a göre dıslanma korkusu’ sarmalın baslangıç noktasını olusturur. Psikolog Solomon Asch’ın yaptığı deneyde; deneklere birinde üç farklı uzunlukta çizgi, diğerinde tek bir çizginin olduğu iki kart dağıtılır. Çizgiler A, B, C ve X harfleriyle adlandırılmıstır. Soru üç çizginin olduğu kartta hangi çizginin diğer karttaki X çizgisiyle aynı uzunlukta olduğudur. Deneyin yapıldığı odadaki bütün denekler B çizgisinin X ile aynı uzunlukta olduğunu söylerken, bir denek aslında C çizgisinin X ile aynı uzunlukta olduğunu görür; ve gerçeği gören bu deneğin hangi cevabı vereceği deneyin yapılma amacıdır. Denek doğru olanı gördükten sonra fikrinin arkasında duracak mıdır? Yoksa odadaki diğer deneklerle ters düsmemek; konformizmin’ dısına çıkmamak için o da B çizgisini mi seçecektir? Çalısma sonucu: Aynı uzunlukta olan C çizgisini seçen denek yani doğru olanı yapan denek, gruptan dıslanmamak’ için, sessiz kalıp gruba uyum gösterme yoluna giriyor. Bu deney çok kısa gözükmesine ve farklı kosullarda farklı sonuçlar verebilecek bir potansiyel barındırdığı intibası vermesine rağmen; sonuçlarına baktığımızda Suskunluk Sarmalı’ teorisini destekleyen en basit ve en öz deneydir. Asch Deneyi’ ile Suskunluk Sarmalı’nın ortak noktası toplumdan dıslanma korkusuna’ karsı kisilerin/grupların nasıl bir davranıs sergilediğidir.

                                     

7. Suskunluğu yenip konusmaya baslama arasındaki ince çizgi

Teori bir noktaya daha isaret eder. Suskun Azınlık ↔ Sessiz Çoğunluk’ denilen iyi eğitimli ya da daha müreffeh bir hayata sahip müreffeh & refah’ kelimeleri hem maddi anlamda hem moral anlamında birlesik veya tek değerlendirilebilir kisi/gruplar ve özgürce düsünen’ diye tabir edilen kisi/gruplar, genellikle toplumun onların fikirleri’ hakkında ne düsündüğü ile ilgilenmezler, dıslanmaktan’ korkmazlar ve bu yüzden her zaman konusabilirler. Sessiz Çoğunluğun’ aynı zamanda; itaatkâr’ diye addedilen Toplum Görüsü’ kavramı durgunluğa’ girdiğinde; düsünceler ikliminde dalgalanmalar yaratan bir rüzgâr’, değisimi atesleyen bir kaynak’ vasfı da vardır. -Toplum Görüsü- itaat etmeye meyillidir’ kavramı ve Sessiz Çoğunluk’ kavramı, bir toplumda sosyolojik evrimler’ geçirmek için iki kanat olarak görülür. Bu Sessiz Çoğunluk’, sarmalın içinde dıslanma tehdidi olan muhalefet’ tarafının her zaman en tepesinde yer alır. Teoriye göre Sessiz Çoğunluk’:" Nonconformist / Konformist olmayan ; toplumda genel-geçer’ diye tabir edilen çesitli değerlere, fikirlere, geleneklere vd. rağbet etmedikleri için dıslanmıs, kaybedecek bir seyleri olmadığı için özgürce konusmaktan korkmayan ” kisi/gruplar ve" Avangard / Yenilikçi / Öncü ; yasadıkları zamanın çok ötesinde değerlere sahip ve bu değerleri yasadıkları zamanın içine getirmeye çalıstıkları için toplum içinde her zaman bir azınlık’ olarak kalmıs aydın, sanatçı ve reformcu ” kisi/gruplardır.

                                     

8. Sarmal ile ilgili devam etmekte olan arastırmalar

Suskunluk Sarmalı’, tartısmaya açık ve siyasi bir vakanın bir tür sonucu olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle, devam etmekte olan birçok arastırma, hâlen sıcaklığını koruyan’ sosyal meselelere, örneğin sigara kullanımı, 11 Eylül 2001’ saldırılarından sonra çıkan tartısmalar ve sosyal travmalar gibi konuları da gözetir. Sarmal teorisi çoğunlukla yasanmakta olan ve toplumun her katmanı tarafından hissedilen konuları inceler; sosyal normlar ve toplumun değer yapılarındaki değisimleri isaret etmeye çalısır. Teori, batı toplumları üzerinde denendiğinde mantıklı birçok sonuç elde edilebiliyor. Fakat topumlar/kültürler arası’ olaylar üzerinde denendiğinde, bir bireyin gönüllü’ olarak konusmak istemesi üzerine etki ederek yanlıs sonuçlar çıkmasına yol açabiliyor. Arastırmacılar bireyler arasındaki görüs farklılıkları’nı da incelemeye basladı. Bazı kisi/gruplar diğer kisi/gruplardan fazla düsünce ikliminde eğilimin ne yönde olduğu hakkında sinyaller yakalamaya çalısarak’, bu sinayellere göre konusup / konusmamaya karar verebiliyor.

                                     

9. Toplumlar arası / Kültürler arası karsılastırma

Suskunluk Sarmalı’ teorisi kullanılarak kültürel çesitliliğin bireylerin görüslerini dile getirme sürecine etkileri üzerine yapılmıs genis çaplı bir arastırma mevcut değil. Yakın zamanda bu arastırmalara baslandığını gösteren örnekler ise asağıdaki gibi.

                                     

9.1. Toplumlar arası / Kültürler arası karsılastırma Amerika Birlesik Devletleri ve Tayvan

Tayvan’da eğitim veren Yard. Doç. Dr. Huiping Huang, Tayvanla ABD arasında yaptığı telefon anketi’ sonuçlarını Suskunluk Sarmalı Teorisinin Kültürler arası Uygulaması ’ baslığı altında bir raporla yayınladı. Hipotez; ABD’deki görüslerin" bireyselliğe yatkın”, Tayvan’daki görüslerin" toplumsallığa yatkın” olduğunu gösterdi. Huang’ın raporu, Suskunluk Sarmalı’ teorisinin ABD’de daha az aktif’ olduğunu da isaret etti. Çünkü ABD’de bireyler kisisel hedeflerine’ daha fazla önem veriyordu. Telefon görüsmelerinde ABD’liler, biz’ zamiri yerine ben’ zamirini daha çok kullandılar ve kisisel basarı’ üzerine açıklamalarda bulundular. Bu nedenle Huang, ABD’lilerin, azınlıkta olduklarını bilmelerine rağmen, görüslerini çekinmeden söyleyebildikleri hipotezini gelistirdi. Tayvanlıların cevaplarına baktığında ise; bireylerin toplumsal hedefler’ üzerine daha çok yorumda bulunduklarını, böylece muhtemel tansiyon yükselmeleri ve çatısmalara mahal vermemeye yatkın olduklarını öğrendi. Anket ayrıca, kültürler arasındaki kendine yeterlilik konuya hakim olma duygusu’ ve kendine güven’ hallerini de ölçmeye çalıstı.

Anket; ABD vatandaslarının, ABD’nin Somali’de varlık göstermesi ile ilgili ve Tayvan vatandaslarının tek dereceli seçim’ sistemine geçis olasılığı ile ilgili neler düsündükleri sorularından olustu. Her iki konu da siyaset’ ve insan hakları’ baslıklarına odaklandı çünkü ikisi de mukayese edilebilirdi. Ankete katılan kisilere destekliyorum’, tarafsızım’ ve karsıyım’ seçeneklerinden birini seçerek ve kendilerini aile/arkadas, medya, toplum ve gelecekte görmeyi umdukları toplum kategorilerine ayrı koyarak cevap vermeleri istendi. Ölçümler ayrıca bireysellik/toplumsallık’ yapıları ve hangi sebeplerle kisilernin görüslerini açıklamaktan çekindiği’ üzerine sırasıyla 1-10 ve 1-5 ölçekleri baz alınarak yapıldı. Sonuçlar orijinal hipotezi doğrular nitelikte çıktı. Anketin geneline bakıldığında, ABD’liler Tayvanlılardan daha fazla konusmaya’ yatkındı. Toplumun Görüsü’ne göre aykırı’ düsecekleri riskini hisseden Tayvanlılar daha çekingen cevaplar verirken; ABD’liler üzerinde ise bu risk azdı. Tayvan’da, gelecekte toplumun görüsünün nerelere yönelebileceği üzerine yapılan yorumlar daha çok yapıldı ve bu da anketin yapıldığı anda Tayvanlıların Suskunluk Sarmalı’ içinde olduklarını ispatlayan en önemli göstergeydi. ABD’den ankete katılan kisiler bireyselliğe yatkın bir kültürde yetistikleri için, aslında azınlıkta veya aykırı’ olduklarında daha fazla ses çıkaracakları hipotezi gelistirildi. Fakat bu doğru değildi. Huang’a göre; ankete katılan kisilere sorulan sorular ve anketin hangi konular çerçevesinde isleneceği bilgisi ABD’lilerin" nasıl olsa sahsımla doğrudan ilgisi olan konular hakkında sorular sormuyorlar. Kendimi farklı, dıslanmıs ya da suçlu hissedecek bir duruma düseceğime inanmıyorum. Bu nedenle Çoğunluğun Görüsü’nü destekler nitelikte seyler söylemek zorunda değilim.” algısı ankette önemli rol oynadı. Kendine yeterlilik konuya hakim olma duygusu’ duygusunun her iki ülkede de az olması, anket sırasındaki konusmaların da daha etkisiz bir zemin üzerinde yürümesine yol açtı.

                                     

9.2. Toplumlar arası / Kültürler arası karsılastırma Bask Milliyetçiliği

Bask Milliyetçiliği ve Suskunluk Sarmalı ETA’nın Bask Vatanı ve Özgürlük’ örgütü, Ispanya ve Fransa’da toplum nezdinde nasıl algılandığı üzerine Anthony Spencer ve Stephen Croucher tarafından yazılmıs bir makaledir. Bask ulusu etnikdilbilim / budundilbilim’ zeminli, Ispanyol ulusunun parçası olarak benimsenmemeye meyilli bir azınlıktır. ETA, Ispanyol olan her seye siddetle karsı çıkmak veya siddet göstermek telkininde bulunan ve terör eylemleri gerçeklestirmis bir gruptur.

ABD & Tayvan’ arasında yapılmıs ankete benzer sekilde, Ispanya ve Fransa’dan Basklı bireylere ETA hakkında ne düsündükleri ile ilgili" Trende bir yabancıyla ETA hakkında konusmak için konuya nasıl girmeye çalısırdın?” gibi sorular soruldu. ETA’nın yasadığı ve kültürel farklılıkların olduğu iki farklı bölge dikkate alındı.

Sonuçlar Suskunluk Sarmalı’nın var olduğunu gösterdi. ETA’nın terör’ yanı ile ilgili olumsuz görüsler oldukça yüksek çıkarken, bu siddetin durdurulması için sesini yükseltenler azdı. Arastırmaya katılan Basklılar görüslerinin Basklı olmayanlar’ tarafından daha sağduyulu bir yaklasımla dinlenmesi gerektiğini söylüyor ve Basklı yakınları tarafından dıslanma korkusu’ yasadıklarını açıkça dile getiriyorlardı. Buna mukabil, Ispanyollarla yapılan görüsmelerde, arastırmaya katılanların çoğu siddet eylemlerinin tam ortasında hayatlarını sürdürmeye çabaladıkları’ için sessiz kalmayı tercih etti.

Yapılan bu iki arastırma kültürler arasında Suskunluk Sarmalı’nın var olduğunu gösteren isaretlere sahiptir. Her iki arastırma da, daha elverisli örnek olay/materyal kullanılmaması ve yetersiz destek sebebiyle birçok yönüyle eksiktir. Kültürler arasındaki çesitliliğin bireylerin görüslerine nasıl yansıdığını tam manasıyla kavrayabilmek için daha fazla arastırma yapılmalıdır. Spencer ve Croucher; arastırmalara istirak edenlerin kisiliklerini, algılarını ve fikirlerini etraflıca öğrenebilmek için onlarla farklı konularda uzun ve ayrıntılı mülakatlar yapılması gerektiğini söyler.

                                     

10. Bir üniversite ortamında yapılan Suskunluk Sarmalı’ deneyi

ABD-Dayton Üniversitesi’nden akademisyen Jayne Henson ve ABD-Ball State Üniversitesi’nden Yard. Doç. Dr. Katherine Denker; bireyin ne tür konularda suskunluğa girdiği, siyasi yakınlasma ve farklılıkların bu suskunluğa ne tür etkileri olduğu üzerine üniversite öğrencileri arasında bir arastırma yapmıstır.

  • Eğitmenle birlikte diğer grup/gruplar kendilerine karsı olan A’ grubunu susturmaya çalıstıklarında’, A’ grubunun ne yapacağı öğrenilmeye çalısılmıstır.
  • Sınıfın genel-geçer görüs’ ikliminde değisiklikler olursa öğrencilerin nasıl tepki vereceği,
  • A’ öğrenci grubunun savunduğu siyasal görüse karsı olarak eğitmenle birlikte sınıftaki diğer grup/gruplar bu durumu suskunluk’ içinde dinler ve hiç tepki vermezse, A’ grubunun nasıl davranacağı,

Arastırma sonucunda yazılan makalede öğrenci-eğitmen’ arasındaki etkilesimin ve sınıftaki her öğrencinin bu etkilesime ne gözle baktığının üzerinde az durulduğu açıklanmıstır. Arastırmanın amacı:" Siyasi fikirlerin üniversite ortamında nasıl ifade edildiği ve sınıftaki iletisimin, siyasi hosgörü üzerine etkilerini incelemek” seklinde açıklanmıstır. Arastırma ayrıca Suskunluk Sarmalı’ teorisinin, üniversite ortamında, Siyasi konulardan çekinildiği için ortaya çıkan suskunluk ’ ve Siyaset kullanılarak yapılan susturma ’ baslıklarını da inceler. Henson ve Denker’ın makalesi, Suskunluk Sarmalı’ teorisini uygulamak için üniversitenin; kisiler arası iliskilerin kuvvetli olması, medyanın, kültürel ve siyasi iletisimin iç içe olması nedeniyle çok elverisli bir coğrafya olduğunu söyler. Çünkü sınıflar arası etkilesim ve sınıf/grup/örgüt söylemi’ bir aradadır yani her zaman üniversite’ semsiyesi altındadır. Eğitmenler ve öğrenciler kendi çeliskilerini ve kültürel yaklasımlarını sınıfa, tek bir ortama getirir. Halkın Görüsü’ doğal olarak öğrenciler ve eğitmenlerin de görüslerine etki eder. Arastırma öğrencilerin siyasi suskunluğa’ maruz kaldıklarında hissettikleri ile öğrenci-eğitmen siyasi birlikteliği’ konusunda düsündükleri arasında ne gibi bir bağıntı olduğunu inceler. Arastırma ayrıca öğrencilerin sınıftaki algı iklimi’ni nasıl algıladıkları ile öğrenci-eğitmen arasındaki siyasi benzerliklerin yakınlasmalarına yaptığı etki arasında bir iliski olup olmadığını da inceler. Henson ve Denker arastırma için Midwestern Üniversitesi’nde Iletisim Kursuna katılan öğrencileri kullandı. Öğrenciler, Siyaset kullanılarak yapılan susturma’, sınıftaki algı iklimi ve eğitmen tarafından yaratılmıs bir algı iklimi baslıklarıyla hazırlanmıs anketi cevapladı. Öğrenciler arasındaki ideolojik farklılıklar ile savunulan siyasi parti içinde algılanan’ benzerlikler arasında pozitif bir iliski olduğu ve eğitmeni daha derin bir suskunluğa yol açan faktör’ görmenin yaygın olduğu sonucu çıktı. Ayrıca algılanan benzerlikler ile sınıftaki düsünce iklimi arasında da pozitif bir bağıntı olduğu kanıtlandı. Ve bu arastırma üniversite ortamında da Suskunluk Sarmalı’nın var olduğunu gösterdi. Eğitmenlerinin ve sınıf arkadaslarının siyasi görüslerinde farklılıklar olduğunu algılayan; farklı görüslere sahip olmanın dıslanmaya’ yol açacağını gören öğrencilerin sessiz kalma’yı tercih edebileceği olasılıklar arasında değerlendirildi. Eğitmenin görüsünün Sınıfın Görüsü’ üzerinde önemli bir rol oynadığı ve bunun öğrencilerde fikirlerimi bastırabilirler’ algısı yaratabileceği saptanmıstır. Eğitmenin görüslerini açıkladığı ve açıklamadığı - ve burada farklı görüsler susturulmalıdır’ algısının olusup olusmadığının üzerinde önemle durarak - deneyleri ayrı yapıp çıkan sonuçlara daha dikkatli bakılması gerektiği bir diğer önemli saptamadır. Henson ve Denker’ın yaptığı bu arastırma, diğerlerinden farklı olduğunu anlayan bir kisinin, bu farklılığın gün yüzüne çıkmaması için sessiz kalmaya meylettiğini; gündelik hayatımızdaki Suskunluk Sarmalı’nın üniversitelerde de var olduğunu gösteriyor.

                                     

11.1. Suskunluk Sarmalı ve Internet Dıslamayı/Soyutlasmayı ortadan kaldıran faktörler üzerine

Soyutlama/dıslama’ kavramının ne olduğu, içinde değerlendirildiği durumlara göre çesitlilik gösterir. Soyutlama bir tanıma göre, bir kisi/grubun emsalleri arasındaki etkilesimin zayıf olması Toplumdan Çıkma & Çıkarılma’ sebebidir. Bir baska tanıma göre, soyutlama, emsalleri arasında kabul görme’nin zayıf olması ya da emsalleri arasında reddedilme’nin güçlü olması demektir. Baska bir arastırma Internet’in bireyleri toplumdan soyutlayan bir araç mı yoksa tam tersine soyutlamayı azaltan özelliğe sahip, bireylerin sosyal ağlarını social networks’ genisletebildiği bir araç mı sorularına cevaplar bulmaya çalısmıstır. Internet hayatımıza girdiği andan itibaren yeni olusumlar da meydana gelmistir; IRC Internet Relay Chat - Internet Üzerinden Mesajlasma, haber grupları, MUDs Multiuser Dimensions - Birden çok kullanıcının olduğu portallar ve yakın zamanda popüler olan ticari amaçlı sanal topluluklar gibi. Internet içinde olusmus grupların bireyler üzerindeki etkileri hakkında gelistirilmis teori ve hipotezler çok genis bir sahaya yayılır. Bazı arastırmacılar, hızla büyüyen sohbet odalarının, on-line’ oyunların ya da bilgisayar tabanlı pazarların soyutlanmıs ve kendini soyutlanmıs hisseden’ kimselerin daha canlı bir hayata sahip olabilmesi için yeni fırsatlar getirdiğini savunur.

Geleneksel olarak, sosyal dıslama/dıslanma, akran grubu dısındaki bir kisinin pozisyonu ile ilgili gelistirilmis tek boyutlu bir yapı’ olarak kabul edilir ve akranları tarafından gruptan dıslanmıs olmanın sonucu soyutlanmaktır’. Kaynaklar gösteriyor ki, çocuklardan yetiskinlere, insanlar soyutlanma kavramı’ ve mensubu oldukları toplumdan soyutlanmanın kendilerine nasıl yansıyacağını gayet iyi anlıyor. Soyutlanma korkusu nedeniyle, muhalif görüslere sahip olduğunun farkında olan bireyler, özgürce konusmaktan çekinir. Yani, aynı/benzer görüslere sahip insanların bir arada olduğu bir ortamda, aykırı’ görüse sahip bir birey konusurken ya kendini kısıtlar ya da hiç konusmaz. Witschge söyle devam eder:" Baskalarına zarar vermek veya kendine zarar vermek basta olmak üzere insanların kendilerini özgürce ifade etmesinden alıkoyan bazı faktörler vardır. Ve yine bazı durumlarda insanların konusmayı seçmesi hiç de arzu edilmeyen tartısmaların ortaya çıkmasına neden olacaktır. Bu da bireylerin farklılıklarının’ ve esitliklerinin’ hangi noktalar üzerinde olduğunun tam manasıyla anlasılmasına engel teskil eder.”

Internetin yarattığı yepyeni mecralar, insanların soyutlanma korkusu’ndan sıyrılabildiği ve böylece Suskunluk Sarmalı’nın olusmadığı özelliklere sahiptir. Internet, aynı düsünce yapısına ve benzer görüslere sahip insanların birbirlerini bulabildikleri yerleri barındırır. Boston Üniversitesi’nden Marshall Van Alstyne ve MIT’den Massachusetts Institute of Technology & Massachusetts Teknoloji Enstitüsü Erik Brynjolfsson’un yaptığı bir açıklamaya göre:" Internet kullanıcıları kendi görüslerine yakın diğer kullanıcıların bir araya geldiği ortamları arar, fikirdaslarının olduğu ortamlarda sürekli vakit geçirmek ister ve kendilerinden farklı düsünen insanlarla pek etkilesim hâlinde olmazlar. Bu nedenle herhangi bir konu hakkında yapılan tartısma & karar alma sürecinde onlara yani kendilerinden farklı düsünenlere’ karsı bir dıslanma korkusu hissetmezler.” Internet, insanları sadece psikolojik bariyerlerinden kurtarmakla kalmıyor; birbiriyle iliskili/iliskisiz, sayılamayacak kadar çok konusma/yazısma/görüsme/paylasma/tartısma ortamlarının birden fazla ve çok genis zeminler üzerinde gelismesine de olanak sağlıyor. Katılımcılık’ refleksini farklı ölçülerde, isteyerek veya istemeyerek, kısıtlayan geleneksel medyanın aksine Internet; kim hangi konuda ne kadar yetkili, kim değil?’ sorusu üzerinden hareket eden bir mecra olmadığından, Interneti kullanan herkes çok genis özgürlüklere ve her tür bilginin olduğu devasa kaynaklara sahiptir, ortak bir zeminde bulusabilmis bir veya birden fazla kitle projelerini hayata geçirebilir.

                                     

11.2. Suskunluk Sarmalı ve Internet Internette -özellikle sosyal medya’ portallarında- online ve offline gözükmenin arkasındaki nedenler

Internet birbirine yakın ve farklı görüslerin bir arada varlık gösterebildiği bir alandır. Online’ın Türkçe karsılığı çevrim içi ’, offline’ın ise çevrim dısı ’dır. Sosyoloji terminolojisi içinde online’; sanal dünya, offline’; gerçek hayat demektir.

Sohbet odaları, forum siteleri, anlık ileti gönderme ortamları birbirinden çok farklı görüslere’ sahip insanların bir araya gelebildiği yerlerdir." Bu ortamlarda dıslanma korkusu’nu az tasıyan veya tamamıyla yenmis kisiler mevcuttur.” saptaması yetersiz kalabilir. Çünkü sanal dünya’ diye tabir edilen Internette; kisinin/grubun kimliğinin gerçek mi/sahte mi olduğu, kimliğin bir bilgisayar tarafından bireyden/gruptan habersiz otomatik olarak hazırlanıp mecraya sürülüp/sürülmediği ve en önemlisi kisinin/grubun fiziken Internette var olması henüz mümkün olmadığından, kimlerin dıslanma korkusuna az sahip olduğu, kimlerin tamamıyla korkularını yendiği net belirlenemeyebilir. Bir arastırma bireylerin görüslerini açıklarken kendilerini online’mı yoksa offline’mı göstermek isteyecekleri konusunu incelemistir. 305 kisinin katıldığı bir anket, Suskunluk Sarmalı’ içinde online’ ve offline’ gözükmeyi tercih edenlerin dağılımını ve seçimlerini hangi yönde ve niçin o yönde yaptıklarını arastırmıstır. Online’ gözükmenin arkasındaki nedenler, benzer görüslere sahip grupları bulmanın daha kolay olduğu algısı ile açıklanmıstır. Online gözükmek’ içindeki dıslanma korkusu’nun az olması, bir sohbet ortamından rahatça ayrılmak kolaylığını getirir. Online’ bir tartısma ortamında, bireyler Çoğunluğun Görüsü’ne uyum gösterme baskısı ve ihtiyacı hissetmeden tartısmayı terkedebilir. Fakat bu durum Suskunluk Sarmalı’nın online’ ortamda hiçbir zaman olusmadığı anlamına gelmez. Online’ bir ortamda baskın gelen’ bir görüs varsa, insanlar görüslerini, gerçek hayatta olduğu gibi, ifade etmekten çekinebilir. Buna karsılık, online’ bir ortamda, görüsleri aykırı’ addedilen bir azınlık grubu harekete geçirecek tek bir kisinin çıkıp konusmaya baslaması Suskunluk Sarmalı’nın bitmesini sağlayabilir. Suskunluk Sarmalı’nın online’ bir ortamda gerçek hayata göre niçin daha az olustuğunu gösteren bir baska neden ise, bireyin offline’ halde olan Çoğunluğun Görüsü & Toplum Görüsü & Baskın Görüs’e karsı mı yoksa destekler nitelikte mi konustuğu saptamasının net yapılamamasıdır. Offline’dan asıl kastedilen, çoğunluğun görüsü / toplumun görüsü / halkın görüsü / genel-geçer görüs / baskın görüs’ gibi kesimlerin Internet ortamında gerçek hayatta olduğundan daha çabuk reaksiyon gösterecek bir hıza sahip olmamasıdır. Böylece birey offline’ halde olan baskın görüs’e karsı fikirlerini rahatça açıklar konumda hissedebilir, ve bu durum yine aynı bireyin online’ bir ortamda rahat konusabilmesiyle aynı sonuca çıkar. Yapılan arastırmalar, insanların online’ ortamda daha özgür konusabildiklerinin yanında suskunluğun’da devam ettiğini gösteriyor. Ve online’ ortamda konusabilme imkânının var olmasının gerçek yasama göre bireyi daha fazla rahatlatıp rahatlatmadığı sorusunun baslı basına bir arastırma konusu olduğu söyleniyor.

                                     

11.3. Suskunluk Sarmalı ve Internet Heterojenlik / Farklılık / Birden çok grubun birbirine karısmadan bir arada var olması’ ve Anonim / Gerçek Ismini Saklama’ durumu

Internetin doğası sadece daha fazla’ kisinin/grubun bir araya gelmesine olanak sağlamaz aynı zamanda gruplar arasında heterojen’ katmanların olustuğunu da gösterir. ABD-Northwestern Üniversitesi’nden Prof. Benjamin I. Page söyle der:" Muazzam bir hızla gelisen iletisim araçları teknolojisi; mevcut fikirler arasındaki farklılığın ve bu fikirlerin birbirleriyle etkilesiminin büyük ihtimalle artmasını sağlayacak, bireylerin aklında ne tür fikirler uçusuyor acaba?’ sorusunu ve bu soru sonucunda ortaya çıkabilecek her türlü rekabeti de bir nebze hafifletecektir.” Insanların birçok konuda, ortak bir zeminde bulusma ve tartısabilme ihtiyacı içine girmesinin nedeni birbirlerinden farklı olmalarıdır ve Internet farklılıkların kolayca heterojen görünebildiği ve bu farklılıklara ulasılabilen bir dünyadır. Farklı katmanların olması, her grupta yine kendilerinden farklı düsünen baska grupların da var olduğu algısını yaratacak ve bu durum farklılıklara açık olmak gerektiğinin’ ve bunun sonucu olan anlasmazlıkların’ ortaya çıkmasının doğal olduğu görüsünü hakim kılacaktır. Daha önce de açıklandığı üzere, anlasmazlık çıkabilir’ & dıslanabilirim’ korkusu nedeniyle insanlar fikirlerini söylemekten kaçınabilir. Noelle-Neumann’a göre deneysel çalısmalar gösteriyor ki, dısarıdan müdahale edilmesi oldukça güç olan münazaralarda, bilgisayar merkezli sohbet odaları ve haber forum/grupları gibi genis ölçeğe sahip ortamlar gibi, insanların sesini kısmak’ ve onları sindirmek’ imkânsıza yakındır.

Aynı zamanda Internet anonim kimliklerin de olusmasını sağlar. Fakat anonim kimlikler meydana geldikten sonra toplumdan dıslanma ve hakir görülme’ korkuları ne derece azalır, tartısma konusudur. Arastırmacı Patricia M. Wallace göre, insanların eylemleri kendilerine kisisel olarak isnat edilmediği müddetçe, insanlar toplumsal birliktelikler ve kısıtlanmalar’ kavramından daha az çekinir hale gelir. Bu, insanlara kendilerini daha güvende hissettiği ortamlarda kisisel meselelerini tartısma fırsatı verilmesi gibi daha olumlu bir duruma isaret eder.

Grupların bireylere satasması’ durumu gerçek hayatta olduğu gibi Internette de vardır fakat daha azdır. Ve bu konformizmi; çevreye uyum gösterip hiçbir sorunla karsılasmamak’ durumunu azaltır. Wallace su sekilde devam eder: Deneysel çalısmalar gösteriyor ki, offline’ halde olan çoğunluğun alay edici’ ve iğneleyici’ davranıslarına sonsuza dek maruz kalmayacaklarını bilen muhalif’ azınlıklar, offline’dan daha çok online’ ortamda fikirlerini özgürce ifade ettiklerini hissediyor ya da farklı bir fikre sahip olduğu için çevre baskısı’ nedeniyle kendini rahatsız hissediyor. ABD-Pennsylvania Üniversitesi’nden Jennifer Stromer-Galley’a göre, online’ ortamda kurulan iletisim, gerçek hayatta çesitli konularda yüz yüze münakasaya maruz kalan bireylerin psikolojik bariyerlerini asabilmesine olanak sağlar:" Sözsüz iletisim ipuçlarının/isaretlerinin yokluğu, sosyal varlık algısını azalttığı gibi anonim olma algısını da arttırır.”" Sözlü & Sözsüz Iletisim Ipuçları/Isaretleri”nden kasıt, kisinin/grubun bireysel veya toplu bir ortamdaki konusma/iletisimde bilerek veya bilmeyerek yaptığı mimik, el hareketleri, ses tonu gibi sinyallerdir. Bilgisayar merkezli iletisim içinde sözlü veya sözsüz iletisim ipuçları/isaretlerinin yok denecek kadar az olması bireylerin gerçek hayatta yasayabileceği dıslanma’ korkusunun bilgisayarlı ortamda büyük oranda düsmesine yol açar. Online’ bir tartısma grubunda; asırı uç’ fikirlerin sesinin kısılmasıyla, tartısma ortamının gerçekte gözüktüğünden daha ılımlı’ bir havada geçtiği gibi bir sonuç da ortaya çıkabilir. Eğer gruptaki diğer kisiler soyut varlıklar’ olarak algılanırsa, sınıflandırma yapmak daha az olasıdır.

Suskunluk Sarmalı’nın düğüm noktası, insanlarda bilerek veya bilinçaltından bir seylerin harekete geçmesiyle, popüler olmayan’ görüsler ifade etmenin olumsuz yankılanacağı süphesidir. Bu süphe ve bununla iliskili birçok kavramın Internet ortamında meydana gelmeyebileceğini gösteren çesitli sebepler vardır:

  • Huzursuzluk & utanma’ ve asağılanma’ hislerinin baskalarının fiziksel varlıklarına bağlı olmasıdır yani onlarla aynı ortamda bir arada olmak ve reaksiyonu direkt hissetmek. Bilgisayar merkezli iletisimde, bireyin/grubun/toplumun fiziksel olarak ortamda bulunmaması durumu yine bu ortamda faaliyet gösteren diğer kullanıcılarca yine aynı varlıklar; birey/grup/toplum da hissedilir ve bu nedenle aykırı’ bir görüs söylemek gerçek hayatta olduğu kadar yüksek bir tehdit unsuru olusturmaz.Bireyler/gruplar arasındaki sıradan bir sözlü/sözsüz iletisimde; göz teması, el hareketleri gibi çesitli isaretlerin etkisi çok büyüktür. Bilgisayar merkezli iletisimde bu tür isaretler büyük oranda gözükmez.Arastırmacılar S. Kiesler, J. Siegel ve T.W. McGuire’a göre sözsüz iletisimdeki ipuçları/isaretler biçimselliği ve statü esitsizliğini yüz yüze iletisim içine tasır. Bu isaretler ortadan kalktığında, etkilesim kaynağı’ olarak değerlendirebileceğimiz sosyal statü’nün önemi azalacaktır. Bir araç vasıtasıyla yapılan iletisimde yüz yüze iletisimde gelisen grup hiyerarsisi’nin daha az görünür olduğu ortaya çıkar.

Iletisim/sohbet ortamı içindeki kisilerin varlığını buğulu hale getiren genel-geçer görüs’ daha net bir tabirle ortalama görüs’, Konformizm; rahat yasamak için topluma -aykırı- gözükmemeye çalısmanın’ sonuçlarını büyük oranda etkiler. Kisi/grupların sosyal varlığı’; etkilesim hâlinde olduğu toplum içinde bir diğeriyle kurduğu iliskinin derecesinin ne olduğu veya genel-geçer görüs’ün toplum içindeki bazı kisi/grupların varlığına yaptığı etkinin derecesinin ne olduğu ile ilgilidir.

                                     

11.4. Suskunluk Sarmalı ve Internet Esitlik

Bir iletisim ortamında heterojenliğin’ varlığını sürdürmesindeki en önemli faktörler, bu ortama katılan her kisinin esit erisim ve konusulan konuya/konulara esit nüfuz imkânına sahip olmasıdır. Kisiler bir konu hakkında kendilerini tamamıyla bilgisiz hissederlerse, tam yetkinliğe sahip olmadıklarını düsünürlerse veya konu hakkında konusan diğer katılımcılarla aynı seviyede olmadıklarını görürlerse, konusma ortamına hiç girmeme eğilimi gösterirler. Konusmaya katılmaya karar verdiklerinde, katılımları ortam içindeki görüsleri baskın gelen kisiler’ tarafından geçersiz bırakılır ya da statülerine’ göre katılımları değerlendirilir. Avustralya-Queensland Üniversitesi’nden Dr. Lincoln Dahlberg, Interneti, insanları sosyal hiyerarsilerden ve yukarıda da bahsedilen offline’ halde olan güç iliskilerinden özgürlestirdiği için yüceltir:" Siber uzay dediğimiz Internetin her seyi içinde barındırabileceği gibi bir algı her ne kadar doğru olsa da bazı seyleri de görmezden geldiğini’ söyleyebiliriz. Bu, kisi/gruplar ne tür özelliklere sahip olurlarsa olsunlar onları esitmis gibi varsayarak bünyesinde barındırması demektir. Internet ortamında yasanan tüm olaylar’ hakkında yürütülen tartısmalar; ortaya atılan iddiaların değeri çerçevesinde dikkate alınır, yapı içindeki kisilerin toplumdaki konumlarına göre değil.”

ABD-Washington Üniversitesi’nden Doç. Dr. John Gastil:" Eğer bilgisayar üzerinden yapılan iletisim=etkilesim’, belleğimizdeki toplumsal statü’ kavramını tutarlı bir sekilde düsürürse, bu modelin yüz yüze’ iletisimden zamanla daha güçlü hale geleceği söylenebilir.” der. Statü’ kavramının zamanla önemsiz hale geleceğine örnek vermek gerekirse: Bir tartısma forumunda, bireyin kullandığı kelimeler yine aynı bireyin sosyoekonomik durumuyla kıyaslandığında daha ağır gözükebilir. Hangi statü’den olduğunu gösteren isaretleri sezmenin zor olması sebebiyle, kullanılan kelimelere göre algılanan statüler’ birbirine yakınlık göstermeye baslar ve bu da stereotype’ denilen kalıplasmıs yargıların’, daha genel tabirle ön yargıların’, gitgide azalmasına yol açar.

Insanlar offline’dan daha çok online’ ortamdaki forumlarda kendilerini daha esit hissediyor olabilir. Irkçılık, yas ayrımcılığı basta olmak üzere her tür ayrımcılık azalıyor gibi görünür. Çünkü grup-dısı’ndan olanların statü’lerini anlayabilmek oldukça zorlasmıstır. Bilgiye artık sadece belli bir grubun değil herkesin ulasabilmesi ve bunun getirdiği doğal esitlik duygusu; Internetin, bilgiyi gelistirme, paylasma ve organize etme özelliğini hızla ve önemli ölçüde arttırdığını kanıtlar. Bu gelisme zamanla birbirine yakın kapasitelerle olayları müzakere eden daha bilgili bireyler meydana getirir.

Toplumdan dıslanma/soyutlanma” halinin Internet ortamında yok denecek kadar az olması, Internetin kendi etkisinin’ bireyleri gerçek hayattan ve toplumdan soyutlayıp / soyutlamadığı ikilemine düsürmemelidir. Insanların Interneti hangi amaçlarla kullandığı ve Internetin insanlar üzerindeki pozitif ve negatif etkilerinin neler olduğu soruları üzerine de yürütülen arastırmalar vardır. Bu arastırmaların hedefi, Internet ortamında gerçeklesen etkilesimleri’ incelemektir.

Yakın zamanda yayınlanmıs arastırma sonuçları gösteriyor ki; Internet,

  • Fiziki olarak gözükmeyeceklerini bilen kullanıcıların da nispeten anonim’ halde kalmalarına yol açıyor.
  • Bireyin gerçek hayatta kurduğu iletisimde gösterdiği vücut dili’ & sözlü/sözsüz iletisim isaretleri’ni azaltıyor,
  • Sanal mecra’da bireyin fiziki varlığı neredeyse yok olduğundan bunun etkilerini de doğal olarak en aza indirgiyor,

Bu faktörlerin hepsi muhtemel bir hipotezin gerekçesini olusturuyor: Internet ortamında toplumdan soyutlanma/dıslanma’ olasılığı ortadan kalkar. Bu hipotez üzerine daha fazla arastırma yapılması gerekir. Eğer sonuçları kanıtlanabilirse, Suskunluk Sarmalı’nın Internet ortamında meydana gelemeyeceğini gösterecektir.

                                     

12. Elestiriler

Teoriyi elestirenlerin ilk sebepleri genellikle su yönde: Bir konu hakkında konussalar da konusmasalar da, her kisinin farklı etkilenme ve etki etme’ alanları vardır. Suskunluk Sarmalı’nın olusmasına yol açan toplumdan dıslanma/soyutlanma’ korkusu ötesinde en yaygın su faktörler gösterilir:

  • Insanlar, toplumun genelinden öte kendi küçük çevreleri tarafından soyutlanmak / dıslanmak’tan korkar. Kalabalık bir topluluk temel alındığında, kisi kendi görüslerine yakın gruplara ulasma imkanını her zaman bulabilir; korkunun asıl basladığı nokta ailesi ve arkadasları tarafından dıslanma / soyutlanma riskidir.Kisinin konusup konusmama isteği üzerinde karakterinin etkileri de arastırılır. Kisinin kendini algılaması’ pozitif ise ve utanma duygusunu azaltabiliyorsa, bu kisi toplum görüsü’ ne olursa olsun kendi fikrini söylemekten çekinmeyecektir." Halkın Görüsü’ne karsı fikir sahibi olmama ” halinin olusmasına yol açan en önemli nedenlerden biri kültür’dür. Kisinin içinde yasadığı kültür, bu kisinin görüslerini özgürce ifade etip etmeme seçiminde büyük paya sahiptir." Birçok kültür, fikirlerin özgürce söylenmesine, ABD’de gösterildiği kadar yüksek bir saygı göstermiyor. Ve bazı kültürler de, fikirlerin özgürce ifade edilmesi yasak.” Bireyselliğe yatkın kültürlerde, kisinin fikrini özgürce söylemesi tesvik edilirken; toplumsallığa yatkın kültürlerde, kisinin yasadığı kültür içindeki düsünce ikliminde ana akım & genel-geçer görüs & halkın görüsü & dominant/baskın görüs’e veya yakın görüslere sahip olması beklenir. Kültürel faktörler arasında cinsiyet de önemli rol oynar. Bireyin, azınlıkta’ olan fikirleri niçin ifade edemediğine veya bilinçli olarak ifade etmek istemediğine birçok sebep sayılabilir. Kadınların fikirlerini özgürce söylemesinin içinde yasadığı toplumca hakir görülmesi ve biraz daha müreffeh kültürlerde kadınların, kullanılan dili tasvip etmemeleri nedeniyle kendi iradeleriyle sessiz kalması iki önemli gerekçedir. ABD-Wisconsin/Madison Üniversitesi’nden Dietram A. Scheufele ve ABD-Washington Üniversitesi’nden Patricia Moy, varlığı süphe götürmeyen - toplumun her katmanı tarafından hissedilen her tür çatısmayı besleyen kaynakların ve bu kaynaklarla iliskili her tür kültürel sinyalin, kadınların suskunluğu’ gibi basat faktörleri daha iyi anlamak için kullanılabileceğini söyler.Yine Scheufele ve Moy, seçim dönemi gibi anahtar dönemlerde yapılan uygulamalarda, kisilerin fikirlerini özgürce ifade edip etmemesi de dahil olmak üzere bazı sorunların varlığını görür. Bu uygulamalar, kisi konusmaya basladığı anda’ ölçümlenmelidir; oy verme süreci veya benzer konsepte sahip diğer uygulamalar anında değil." Bir kisinin/grubun isini’ kaybetmemesi, ruhsal veya fiziki yönden siddete’ maruz kalmaması, çevresinden dıslanma/soyutlanma riskiyle karsılasmaması, kısaca huzurunun’ kaçmaması faktörleri basta olmak üzere; toplumun değerlerine aykırı’ gözükmeden yasamak, genel-geçer görüslere’ uyum göstererek yasamak” olarak özetlenebilecek konformizm’ kavramı üzerine yapılan deneylerde; ahlak’ unsurunun varlığı ve bunun ne derecede olduğunun ölçülmesinin zor olması, ayrıca Suskunluk Sarmalı’ modeli içinde ahlak’ın temel bir yapı tası olması nedeniyle, yapılan deneyler içinde ahlak’ unsurunun olmadığı kabul edilir. Konformizm’ üzerine, özellikle Asch Deneyi’ basta olmak üzere, bundan türemis her tür deneyin içindeki Ahlak’ unsurunun tam anlamıyla ölçülememesi, yine Asch ve ardından gelen deneylerin Suskunluk Sarmalı’ teorisi içindeki yeri ve değeri günümüzde arastırma konusudur. Bilim insanları, konformizm’ üzerine yapılan deneylerin, Suskunluk Sarmalı’nın meydana gelmesi ve gelisimine etkisi olup olmadığını sorgulamaktalar.