Back

ⓘ Doğa veya tabiat, en genis tanımıyla doğal, fiziksel, maddi dünya ve aslında tüm evrendir. Doğa, fiziksel dünyanın olgusunu ve genel olarak yasamı belirtmek içi ..




                                               

Doğa ve insanlar

                                               

2020–2021 Doğu Akdeniz krizi

2020–2021 Doğu Akdeniz krizi, Türkiye, Yunanistan ve Doğu Akdenizdeki müttefikleri arasındaki askeri gerilimin siddetlenmesidir. Akdenizde tartısmalı bir bölgede Türkiyenin doğalgaz arama operasyonlarının ardından gerilim yükseldi.

                                               

Büyük Doğu

Büyük Doğu, Necip Fazıl Kısakürekin ortaya koyduğu Islamcı ideoloji. Necip Fazıl, Büyük Doğuyu ana hatlarıyla Ideolocya Örgüsü eserinde açıklamıstır. Bu eserde Büyük Doğuyu, Islamın yeni zaman ve mekan problemlerine uygulanısından doğan bir dünya görüsü olarak sunar. "Islam anlayısını yenilemek" temel tezi etrafında, Islam tarihinin siyasî, kültürel, ahlakî, estetik ve entelektüel yönlerden bir muhasebesini yapar ve "Basyücelik" ismi altında bir "ideal Islamî devlet" modeli ortaya atar. Temel referanslarının merkezine Islam’ı alan Büyük Doğu ideolojisi, cumhuriyet döneminde yetisen Islamcı ...

                                               

Doğa dini

                                               

Doğu (dizi)

                                               

MTA Tabiat Tarihi Müzesi

MTA Tabiat Tarihi Müzesi, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğüne bağlı Ankarada doğa tarihi, paleontoloji, madencilik, mineroloji ve jeoloji müzesi.

                                               

Tevfik Bey

Seyyid Ahmed Tevfik Bey Serif Efendi, Suriyeli Arap gezgin ve siyasetçi. Suudi Arabistan kralı Ibn Suudun hizmetinde iken 1932de Sincana seyahat etti. Çinli Müslüman Daotai Ma Shaowu tarafından sınır dısı edildi. 26 Ağustosta Kasgar vahalarına ulastı. Çin Cumhuriyeti hükûmetine sadık 36. Tümenin Çinli Müslüman kuvvetlerine karsı savasan Birinci Doğu Türkistan Cumhuriyetinin Uygur ve Kırgız Türk Müslüman savasçılarına katıldı. Tevfik Bey bir Pan-Islamcıydı. Türk ordularına Kırgız Osman Ali, Abdullah Buğra, Nur Ahmetcan Buğra ve Mehmet Emin Buğra önderlik ediyordu. Tevfik Bey, bir Türk savas ...

                                               

Ningal

Ningal Antik Sümer dininde sazlık tanrıçasıydı. Enki ve Ningikurganın kızı, ay tanrısı Nannanın esi ve Inannanın, bazı metinlerde Ishkurun, kardesidir. Esas olarak Ur sehrinde kabul edilmektedir ve muhtemelen ilk inek-çobanları tarafından Güney Mezopotamyanın bataklık topraklarında doğmustur.

                                               

Doğu Türkistan Millî Ordusu

Doğu Türkistan Millî Ordusu veya Ili Millî Ordusu, Ikinci Doğu Türkistan Cumhuriyetinin silahlı kuvvetleriydi.

                                               

John Muir

John Muir "Dağların Johnu" ve Milli Parkların Babası" olarak da bilinir. Etkili bir Iskoç-Amerikalı, doğa bilimci, yazar, çevre filozofu, botanikçi, zoolog, buzulbilimci ve Amerika Birlesik Devletlerindeki vahsi doğanın korunmasının önemli savunucularından biri olarak da bilinmektedir. Özellikle Sierra Nevadada doğadaki maceralarını anlatan mektupları, denemeleri ve kitapları milyonlarca kisi tarafından okundu. Aktivizmi, Yosemite Vadisi ve Sequoia Ulusal Parkının korunmasına yardımcı oldu ve örneği, diğer birçok vahsi alanın korunması için bir ilham kaynağı oldu. Kurucu ortağı olduğu Sier ...

                                               

Askenazi mutfağı

Askenazi mutfağı, Doğu, Orta, Batı, Kuzey ve Güney Avrupadaki Yahudilerle gelisen ve günümüzde basta Kuzey Amerika ve Arjantin olmak üzere Yahudi diasporalarında kullanılmaya devam eden yemek pisirme gelenekleri yelpazesidir. Askenazi Yahudileri, Batı Yahudileri olarak da bilinirler Askenazi, Ibranicede Alman anlamına gelir. Askenazi topluluklarındaki Yahudiler, genellikle topluluklarına özgü yiyecekler pisirirken, genellikle yasadıkları Avrupa ülkesindeki o dönemde yerel olan malzemeleri kullanmıslardırr. Askenazi mutfağı, büyük ölçüde, Avrupanın tarihsel olarak fakir Askenaz Yahudi toplu ...

                                               

Doğu Afrika Federasyonu

Doğu Afrika Federasyonu Doğu Afrika Topluluğunda bulunan altı egemen devletin tek bir federal devlet olarak birlesmesini öngören bir siyasi birliktir. Kasım 2018de bölgesel bir anayasanın yazılması için bir komisyon kuruldu. Komisyonun 2021 yılına kadar anayasayı hazırlaması ve 2023 yılında anayasanın uygulanması bekleniyor.

                                               

2019 Yasar Doğu Turnuvası

2019 Yasar Doğu Güres Turnuvası, 11-14 Temmuz tarihleri ​​arasında Türkiyenin Istanbul kentinde düzelenen bir güres yarısmasıdır. 2019 yılında 47 ’incisi düzenlenen Uluslararası Yasar Doğu Güres Turnuvası Istanbul Bağcılar Olimpik Spor Salonunda gerçeklestirildi. Yaklasık 35 ülkeden 300 güresçi mindere çıktığı yarısmalarda, 2019 yılı için UWW Ranking Series niteliğindeydi. Bu uluslararası turnuva, hem erkek hem de kadın serbest güres yarısmalarını içerir. Bu sıralama turu iki kez Olimpiyat Sampiyonu Yasar Doğu onuruna yapılmaktadır.

                                               

Büyük Doğu (anlam ayrımı)

                                               

Hexagram

Doğa
                                     

ⓘ Doğa

Doğa veya tabiat, en genis tanımıyla doğal, fiziksel, maddi dünya ve aslında tüm evrendir. Doğa, fiziksel dünyanın olgusunu ve genel olarak yasamı belirtmek için de kullanılır. Doğayı inceleyen bilim alt kümesine doğa bilimleri denir. Insanlar doğanın bir parçası olmasına rağmen, insan aktivitesi genellikle diğer doğal olaylardan ayrı bir alanda yani sosyal bilimler olarak kategorize edilir.

Bugün sözcüğün çesitli kullanımları içinde doğa, genellikle jeolojiyi ve vahsi yasamı ifade eder. Doğa, canlı bitki ve hayvanların genel alanına ve bazı durumlarda cansız nesnelerle iliskili süreçlere, yani belirli türlerin varolus sekline ve Dünyanın hava durumu ve jeolojisi gibi kendi uyumlarının değismesine atıfta bulunabilir. Genellikle "doğal çevre" ya da vahsi doğa ve genel olarak insan müdahalesi ile önemli ölçüde değistirilmemis ya da insan müdahalesine rağmen devam eden seyler anlamına gelir. Örneğin, üretilen nesneler ve insan etkilesimi, "insan doğası" veya "doğanın tamamı" olarak nitelendirilmedikçe doğanın bir parçası olarak kabul edilmez.

Günümüzde hala bulunabilen bu daha geleneksel doğal kavramı, doğal ve yapay arasında bir ayrım anlamına gelir. Yapay, insan bilinci veya zihni tarafından ortaya çıkarılan sey olarak anlasılır. Özel bağlama bağlı olarak "doğal" terimi, doğal olmayan veya doğaüstü olanlardan da ayırt edilebilir.

                                     

1. Dünya

Su anlık evrende tek karbon temelli yasam formuna ev sahipliği yapan ve birçok bilimsel arastırma alanına çalısma konusu olmus bir gezegendir. Günes Sisteminde bulunur ve hacimsel olarak besinci, Günese yakınlık olarak üçüncü sıradadır. En belirgin iklim özellikleri, birbirlerine zıt iki kutup bölgesinin olması, bu bölgelerin arasında iki nispeten dar ılıman kusakların ve bir tane genis ekvatoral tropikal–subtropikal bölgesinin olmasıdır.

Jeolojik ve biyolojik süreçler günümüz Dünyasının doğal kosullarının sekillenmesini sağlamıstır. Dıs yüzeyi, kademeli olarak devinim sağlayan tektonik plakalara ayrılmıs; iç yüzeyi ise kalın bir manto tabakası ve manyetik bir alan olusturan, F 26 demir dolu bir çekirdeğe sahiptir. Çekirdekteki konvektif ve dinamo devinimleri elektirik akımları üretir, bu da Dünyanın jeomanyetik bir alana sahip olmasına neden olur. Dünyada bir yılda gerçeklesen yağıs seviyesi birkaç bin metreküpten birkaç milimetreküpe kadar değisebilir. Sahip olduğu toplam suyun 71%ü tuzlu olan Dünya, toplam kara parçasının çok daha fazla olan dev okyanuslara sahiptir. Aynı zamanda Afrika, Amerika, Avrupa, Asya, Okyanusya ve Antartika isimlerinde altı ana kıtadan olusan Dünya, büyük adalar ve küçük adacıklardan da olusur; bunların çoğu kuzey yarımkürede bulunur.

Yer kabuğu, kalın bir plastik gibi, manto tabakasından ve merkezi ise akıskan manto, manyetik bir alan olusturan demir ve çekirdek ile sarılmıstır. Atmosferik kosullar, yüzey kosullarını stabilize eden ekolojik bir denge yaratan yasam formlarının varlığıyla orijinal kosullardan önemli ölçüde değistirilmistir. Enlem ve diğer coğrafi faktörlere göre iklimdeki genis bölgesel farklılıklara rağmen, uzun vadeli ortalama küresel iklim, buzullararası dönemlerde oldukça istikrarlıdır ve ortalama küresel sıcaklığın bir veya iki derecesindeki değisimlerin, tarihsel olarak ekolojik denge üzerinde büyük etkileri olmustur.

                                     

1.1. Dünya Jeoloji

Dünyayı olusturan katı, sıvı ve gaz hallerindeki maddenin formunu, dinamiğini ve özelliğini inceleyen bilim alanıdır. Jeoloji, Dünya materyalinin bilesimi, yapısı, fiziksel özellikleri, dinamikleri ve geçmisi ile bunların olusma, tasınma ve değisme değisime uğrama süreçleri üzerinde durur. Aynı zamanda mineral ve hidrokarbon çıkarımı, doğal tehlikeler afetler, bazı Jeo-teknik mühendislik alanları hakkında bilgi, geçmis iklimler ve ortamları anlama açısından da bu bilim alanının bilgisi kullanılır.

                                     

1.2. Dünya Dünyanın jeolojik evrimi

Bir alanın jeolojisi, kaya birimleri biriktirilip yerlestirildikçe ve deformasyon süreçleri, sekil ve konumlarını değistirdikçe zamanla gelisir. Bir alanın jeolojisinde kayalık oranı, deformasyon süreçleri zamanla gelisir. Kaya birimleri önce yüzeye birikerek veya üstteki kayaya girerek yerlestirilir. Çökeltiler, Dünyanın yüzeyine yerlestiğinde ve daha sonra sedimanter kayaya karıstığında veya volkanik kül veya lav gibi volkanik malzeme akarken, yüzeyi örtüldüğünde ortaya çıkabilir. Batholiths, laccoliths, dikes ve esikler gibi magmatik müdahaleler, üstteki kayaya yukarı doğru iter ve içeri girdikçe kristallesir. Ilk kayaç dizisi çöktürüldükten sonra, kaya birimleri deforme olabilir veya metamorfize edilebilir. Deformasyon tipik olarak yatay kısaltma, yatay uzatma veya yan yana doğrultu atma hareketin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Bu yapısal deformasyonlar genel olarak tektonik plakalar arasında sırasıyla yakınsak sınırlar, ıraksak sınırlar ve dönüsüm sınırları ile ilgilidir.



                                     

1.3. Dünya Geçmissel bakıs açısı

Dünyanın, Günes ve diğer çevre gezegenlerle birlikte 4.54 milyar yıl önce, günes bulutsusundan olustuğu tahmin edilmektedir. Ay yaklasık 20 milyon yıl sonra olustu ve baslangıçta erimis dıs tabakası soğudu, katı bir kabuk meydana getirdi. Oksijen gazının bitkiler tarafından üretilisi ve volkanik aktivite primordial atmosferi yarattı. Çoğunluğu veya tamamı kuyruklu yıldızların getirdiği H 2 O molekülü bazlı kristallerden suyu buharını, okyanusları ve diğer su kaynaklarını yarattı.

Kıtalar olustu, ayrıldı, birlesti ve Dünyanın yüzeyi yüz milyonlarca yıl boyunca tekrar sekillendi. Bazı zamanlar bir süper-kıtanın olusması için ortam sağlandı. Yaklasık 750 milyon yıl önce bilinen en eski süper-kıta Rodinia parçalanmaya basladı. Kıtalar, yaklasık 540 milyon yıl önce dağılan Pannoniayı, sonra da yaklasık 180 milyon yıl önce dağılan Pangeayı olusturmak için birlesti.

"Kartopu Dünyası" hipotezine göre: Neo-proterozoik dönemde, Dünyanın ortalama sıcaklığı aniden düstü ve buz tabakaları, Dünyanın üçte ikisini kapladı. Kambriyenden 530–540 milyon yıl önce ise, çok hüçreli yasam formları çoğalmaya basladı ve Kambriyenden bu yana bes kitlesel yok olus yasandı. Son kitlesel yok olus ise 66 milyon yıl önce, memeliler gibi küçük hacimli & kütleli hayvanların kurtulduğu ancak kanatsız dinozorların ve diğer dev sürüngenlerin yok olmasına yol açtığı dev bir göktasının yeryüzüne çarpması oldu. Son 66 milyon yıl içerisinde ise memelilerin yasamı daha çesitlilik ve gelismislik gösterdi.

Birkaç milyon yıl önce Hominoidea familyasından bir grup canlı, Afrikada, savanların önlerini görmelerine engel olması sebebiyle dik durma yeteneği kazandı ve ilk Homo erectus grubundan canlıların gelismesine vesile oldu. Bu canlılar yasama daha fazla adapte olamayıp yok oldu, ancak Modern Homo Sapiense evrilen yolda "ata" görevi üstlendiler. Günümüz Homo Sapiensinin gelisme zincirinde ikinci sıçrama tarım ile gerçeklesti. Üçüncü sıçrama ise düsünmeyi sistematik hale getirerek felsefeyi icat etme ile oldu. Bu tarz önemli dönemlerden geçen ve zamanla bu gelismislikleri "medeniyet" çatısı altında toplayan Insanoğlu, Dünyayı, önceki yasam formlarından daha hızlı etkiledi. Binlerce yıl içerisinde Homo Sapiens; bilgiye hükmederek, tüm canlı / cansız varlıkların doğasını değistirebilecek beyin yapısına evrildi. Bu konu hakkında, Harvard Üniversitesinden E.O. Wilson gibi bazı bilimciler, biyosferin Insanlar tarafından aldığı tahribat sebebi yüzünden önümüzdeki 100 yıl içinde tüm türlerin yarısının yok olmasına neden olabileceğini tahmin etti. Mevcut nesli tükenme olayının kapsamı; halen biyologlar tarafından arastırılmakta, tartısılmakta ve hesaplanmaktadır.

                                     

2. Atmosfer ve iklim

Dünya atmosferi, ekosistemin sürdürülmesinde kilit bir faktördür. Dünyayı saran ince gaz tabakası kütleçekimi ile yerinde tutulur. Atmosfer çoğunlukla azot, oksijen, su buharından olusur ve çok daha az miktarda karbondioksit, argon vb. maddeler ve atmosferik basınç bulundurur. Ozon tabakası, Günes ısınlarının yüzeyde olusturduğu ultraviyole UV radyasyon miktarının indirgenmesinde önemli bir rol oynar. DNA, UV ısığıyla kolayca hasar gördüğünden bu tabaka, yasamı korumaya da yarar. Atmosferin bir diğer yararı da gece boyunca ısıyı korumasıdır. Böylece hem günlük ölümcül sıcaklıkları, hem gece gelecek dondurucu soğuğu önler. Karasal hava, sadece atmosferin alt bölümünde görülür ve ısıyı dağıtmak için konvektif bir sistem olarak isler.

Okyanus akıntıları, özellikle ekvatoral okyanuslardan kutup bölgelerine ısı enerjisini dağıtan büyük su-altı termohalin sirkülasyonunun belirlenmesinde önemli bir faktördür. Bu akımlar ılıman bölgelerde kıs ve yaz arasındaki sıcaklık farklarını hafifletmeye yardımcı olur. Ayrıca, ısı enerjisinin okyanus akımları ve atmosferi tarafından yeniden dağıtılması olmasaydı, tropik bölgeler çok daha sıcak ve kutupsal bölgeler çok daha soğuk olurdu. Havanın hem faydalı hem de zararlı etkileri olabilir. Hortumlar, Kasırgalar, veya tropikal siklonlar gibi olumsuz hava kosulları ve büyük miktarda enerji üreterek ve yıkımlar yapar ve bu geri dönülemez sonuçlar doğurabilir. Bu yüzey vejetasyonları, havanın mevsimsel değisimine bağımlı hale gelmistir ve sadece birkaç yıl süren ani değisikliklerde ortaya çıkarlar.

Bir bölgenin iklimi, özellikle enlem olmak üzere; bir dizi faktöre bağlıdır. Benzer iklim özelliklerine sahip yüzeyin enlem bandı kusaklar, bir iklim bölgesi olusturur. Ekvatordaki tropikal iklimden kuzey ve güney uçlarındaki kutup iklimine kadar farklı bantlarda farklı iklimler gözlemlenir. Hava durumu, Dünya ekseninin yörünge düzlemine göre hafif açı alması ile olusan mevsimlerden de etkilenir. Böylece yaz veya kıs boyunca belli bir zaman aralığı boyunca Dünyanın bir yarısı, diğer yarısa kıyasla daha çok günes ısınlarına maruz kalır. Bu olay, Dünyanın Günes etrafındaki turu sırasında her yıl tekrar değisir. Bu döngülerin sonucu olarak Güney yarımkürede kıs olurken Kuzey yarımkürede yaz olusur.

Hava durumu, çevrede yapılan küçük değisikliklerle kolayca değistirilebilen kaotik yapıya sahip narin bir sistemdir. Bu nedenle günümüzün teknolojik ve lojistik yardımlarına rağmen doğru hava tahmini yalnızca birkaç gün için geçerlidir. Günümüzde iklimin ve hava durumunun insan tahripleri ile değismesi, dünya çapında iki temel olumsuz etki olusturuyor: 1 Sıcaklıklar her geçen gün, bir önceki ortalamasından daha da yükseklere çıkıyor; ve 2 bölgesel iklimlerde, gözle gözlemlenir & hissedilir anormal değisimler gerçeklesiyor.

                                     

3. Yeryüzündeki su

Bir hidrojen ve iki oksijenden H 2 O olusan ve bilinen tüm karbon temelli yasam formları için büyük önem tasıyan kimyasal bir bilesikdir. Sıradan kullanımında suyun sadece sıvı formu hafızada canlanır; ancak katı halde buz veya gaz halde su buharı de aktif halde bulunur.

Dünya yüzeyinin 71%ünü kaplar. Dünyadaki su, çoğunluk okyanuslarda olmak üzere, birçok büyük su kütlelerinde bulunur. Okyanuslar bünyesinde, buzulların ve diğer yüzey sularının 97%ünü; nehirler, göller ve göletler gibi diğer kara sularının 0.6%ünü bulundururlar. Ek olarak, Dünya sularının bir kısmı biyolojik bedenler ve üretilen ürünler içinde bulunur hayvanlar, bitkiler. Dolayısıyla toplam Dünya sularının 97.6% kadarı tuzlu sulardan, 2.4% kadarı tatlı sulardan olusmaktadır. Tatlı suların yalnızca 0.4%ü canlılar alemi tarafından kullanılmaktadır ve bununla birlikte tatlı suların yaklasık 90% kadarı buzullarda katı halde bulunmaktadır.

                                     

3.1. Yeryüzündeki su Okyanuslar

Tuzlu suyun büyük bir parçası ve hidrosferin ana bilesenidir. Dünya yüzeyinin yaklasık 71%ü yaklasık 361 milyon km 2 lik bir alan okyanuslar ve bu okyanuslarla bağlantılı olan denizler ile kaplıdır. Bu alanın yarısından fazlasının derinliği 3000 metreden büyüktür. Ortalama okyanus tuzluluğu oranı 35 bölü bin ppt 3.5‰dir, ancak bu bölgeden bölgeye değismektedir. Günümüzde en düsük 30, en yüksek 38 ppt olarak ölçülmüstür.

Büyük okyanus bölgeleri kısmen kıtaları, çesitli takımadaları ve yerkabuğu kriterlerini bulundurur. Bu bölgeler Pasifik Okyanusu, Atlantik Okyanusu, Hint Okyanusu, Güney Okyanusu ve Arktik Okyanusudur. Okyanusların daha küçük bölgelerine deniz, körfez, koy…gibi isimler verilir. Ayrıca Dünyada, Okyanusla birbirine bağlı olmayan, kara ile çevrili daha küçük tuzlu su kütleleri olan tuz gölleri de vardır. Tuz göllerinin iki önemli örneği Aral Denizi ve Büyük Tuz Gölüdür. Türkiyedeki Tuz Gölüde buna örnektir.



                                     

3.2. Yeryüzündeki su Göller

Bir arazi özelliği veya Dünyanın fiziksel bir özelliği gereği havzanın dibine yerellesmis, çok az ya da hiç devinim halinde olmayan büyük su kütlesidir. Göller, karanın iç bölümlerinde yer alır ve okyanusla bağlantısı yoktur. Baska bir su kütlesi olan nehirlere bağlıdır ve onlardan beslenir.

Gölleri barındırdığı bilinen, Satürnün en büyük uydusu Titanda da etan ile dolu göller vardır ve büyük olasılıkla metan içeren bu göller devasa boyutlardadır. Titanın göllerinin etan akan nehirler tarafından beslenip beslenmediği bilinmemektedir, ancak Titanın yüzeyi çok sayıda nehir yatağı tarafından asındığı teleskoplara yansımıstır. Dünyadaki doğal göller genellikle dağlık altında, çatlak bölgelerde veya yakın zamanda buzullasmıs olarak bulunur. Diğer göller endorik havzalarda veya olgun nehirlerin seyrinde bulunur. Tüm göller jeolojik zaman ölçeklerinde geçicidir; çünkü yavas kayaç tortuları ile dolucak veya nedensiz bir biçimde havzadan dökülecektir.

                                     

3.3. Yeryüzündeki su Göletler

Doğal veya insan yapımı, genellikle bir gölden daha küçük duran bir su kütlesidir. Estetik süslemeler için tasarlanmıs su bahçeleri, ticari balık yetistiriciliği için tasarlanmıs balık havuzları ve termal enerji depolamak için tasarlanmıs günes paneli havuzları gibi çok çesitli insan yapımı su kütleleri göletler olarak sınıflandırılmaktadır. Göletler ve göller akıntılardan akım hızı ile ayırt edilir. Akarsulardaki akımlar kolayca gözlenirken, havuzlar ve göller termal olarak tahrik edilen mikro akımlara ve orta derecede rüzgarla çalısan akımlara sahiptir. Bu özellikler bir göleti, dere havuzları ve gelgit havuzları gibi diğer birçok su arazi özelliğinden ayırır.

                                     

3.4. Yeryüzündeki su Nehirler

Doğal bir su yoludur ve genellikle tatlı suya, okyanusa, göle, denize veya baska bir su kütlesine doğru akar. Veya olasılığı düsük de olsa bazı durumlarda baska bir su kütlesine ulasmadan önce basitçe toprağa çekilir ve tamamen kurur. Küçük nehirlere akarsu, dere, dere, perçin ve çentik gibi isimler verilir. Küçük nehirlere verilecek birçok isim için coğrafi konum kullanılır. Bazen bir nehrin bir dereden daha büyük olduğu söylenir, ancak dilde belirsizlik nedeniyle bu her zaman böyle değildir. Ayrıca bir nehir, hidrolojik döngünün en büyüm parçalarından biridir. Bir nehir içindeki su genellikle yüzey akısından, yeraltı sularından, doğal buzlardan ve kar paketlerinden yani buzullardan depolanan suyun salınması yoluyla yağıstan toplanır.

                                     

3.5. Yeryüzündeki su Dereler

Bir yatak içerisinde belirli bir akıntı hızı ile aka su kütlesidir. Amerika Birlesik Devletlerinde bir su kütlesinin dere statüsü kazanması için 18 metreden daha genis bir su yoluna sahip olması gerekir. Dereler, su döngüsünde, yeraltı suyu kapasitesinde, balık ve vahsi yasam göçü için koridorlar olarak hizmet eder ve büyük öneme sahiptir. Bir derenin, yakınındaki biyolojik yasam alanına dere kıyısı denir. Devam eden Holosen neslinin durumu göz önüne alındığında, dereler parçalanmıs habitatların birlestirilmesinde ve böylece biyoçesitliliğin korunmasında önemli bir koridor rolü oynamaktadır. Derelerin ve su yollarının incelenmesi, hidroloji, dere jeomorfolojisi, su ekolojisi, balık biyolojisi, kıyısal ekoloji ve diğerleri dahil olmak üzere doğa bilimlerinin alt kümelerini içerir.

                                     

4. Ekosistemler

Birbiriyle iliski kurmaya çalısan, çesitli biyotik canlı ve abiyotik cansız varlıkların tümüdür. Yapı ve bilesim, birbirleri ile iliskili çesitli çevresel faktörler tarafından olusturulur. Bu faktörlerin varyasyonları ekosistemde dinamik değisiklikler baslatmaktadır. Önemli bilesenlerin bazıları toprak, atmosfer, günesten gelen ultraviyole, su ve canlı organizmalardır. Ekosistem kavramının merkezinde; bir canlı organizmanın, ortamdaki tüm canlı / cansız faktörler ile kurduğu iliskiyi ve bu iliskinin nasıl islediğini temel alır. Bu konu hakkında ekoloji üzerine çalısmaları ile bilinen bir profesörün, ekolojiyi özetleyecek nitelikte bir sözü vardır:

Ekosistem içinde türler, besin zincirinde birbirine bağlı ve bağımlıdırlar. Kendi aralarında çevreleriyle enerji ve madde alısverisi yaparlar. Insan ekosistemi kavramı, insan doğa ikilemine ve tüm türlerin ekolojik olarak birbirine ve aynı zamanda biyotoplarının abiyotik bilesenlerine bağlı olduğu fikrine dayanır.

Ekosistemin daha küçüğüne mikroekosistem denir. Örneğin bir mikro-sistem, dev bir kaya altında yasamını sürdüren canlılardır solucan, vb. Bir makroekosistem ise, havza ile bütün bir ekolojik bölgeyi içerebilir.



                                     

4.1. Ekosistemler Vahsi doğa

Genellikle insan faliyetleri ile değistirilmemis alanlar olarak tanımlanır. Vahsi doğa ekosistemi korular, mülkler, çiftlikler, ulusal ormanlar ve hatta nehirler, körfezler veya diğer gelismemis bölgelerdeki kentsel alanlarda da görülebilir. Vahsi doğa alanı ve parklarının korunması ile bazı türlerin hayatta kalmasına imkan verildi ve bu gibi ekolojik çalısmalar, türlerin gelisimi ve korunumu bakımından önemli görülür. Bazı doğa yazarları vahsi alanların, insan ruhu ve yaratıcılığı için hayati önem tasıdığına inanmaktadır. Bazı ekologlar ise vahsi alanları, Dünyanın kendi kendini idame ettiren doğal ekosisteminin yani biyosferin ayrılmaz bir parçası olarak görmektedir. Ayrıca tarihî genetik özellikleri koruyabilir ve hayvanat bahçelerinde, arboretumlarda veya laboratuvarlarda yeniden yaratılması zor veya imkansız olabilecek yabani flora ve fauna için yasam alanı sağlayabilirler.

                                     

5. Yasam

Tanımı konusunda küresel bir uzlasmaya gidilememesine rağmen doğa bilimciler, genellikle yasamı "biyolojik tezahürünün organizasyon, metabolizma, büyüme, adaptasyon, uyaranlara tepki ve bunların üreme ile nesilden nesle devam etmesi" olarak tanımlar.

Karasal canlıların ortak özellikleri karmasık sistemlere, karbon ve su bazlı olmalarına, metabolizmalarına, büyüme kapasitesine, uyaranlara cevap vermelerine bağlıdır. Bu özelliklere sahip bir sistem genellikle yasam olarak kabul edilir. Insan yapımı yasam analogları da yasam olarak kabul edilebilir.

Biyosfer, yasamın meydana geldiği, sırayla biyotik süreçlerin değistiği veya dönüstüğü Dünyanın dıs kabuğunun - kara, yüzey kayaları, su, hava ve atmosfer dahil - bir parçasıdır. Jeofizyolojik açıdan biyosfer canlı küre en genel, litosfer kaya küre, hidrosfer su küre ve atmosfer hava küre unsurları ile etkilesimleri de dahil olmak üzere tüm canlıları ve iliskilerini birlestiren küresel ekolojik sistemdir. Tüm Dünya, biyosferdeki çesitli ortamlarda yasayan 75 milyar tondan yaklasık 6.8 × 10 13 kilogram fazla biyokütle yasam içmektedir.

Dünyadaki toplam biyokütlenin onda dokuzu, hayvan yasamının varlığına çok bağlı olduğu bitki yasamıdır. Günümüzde 2 milyondan fazla bitki ve hayvan yasamı türüne rastlanılmıs ve mevcut türlerin ise geçmisten-günümüze gerçek sayısının tahminleri birkaç milyondan 50 milyonun üzerine kadar çıktığı hesaplanmıstır. Bireysel yasam türlerinin sayısı sürekli olarak bir dereceye kadar akar, yeni türler ortaya çıkar ve diğerleri sürekli olarak var olmayı sürdürmeye çalısır. Günümüzde, biyosfer içerisinde toplam tür sayısı hızla azalmaktadır.

                                     

5.1. Yasam Evrim

Insanoğlu, Dünya üzerindeki yasamların kökenini hep anlamaya çalısmıs ve nihai gerçeğin pesinden kosmustur. Ancak yıllar süren arastırmalar sonucunda artık, günümüzden oldukça farklı bir ortama sahip olan bir Dünya üzerindeki Hadean ve Arkeyan eonsları sırasında en az 3.5 milyar yıl önce ilk hücrenin meydana geldiği bilinmektedir.

Değisen ortama uyum sağlayamayan veya diğer yasam biçimleri içinde rekabet edemeyen türler zamanla yok oldu. Günümüze kadar paleontologların buldukları büyük/küçük milyonlarca fosil, yok olan bu eski türlerin varlığına ispat niteliğinde olmustur. Bu mevcût fosillerin DNA incelemelerinde, sürekli birbirleri ile bir ortak ataya bağlandıkları gözlemlenince bu arastırma, ilk ilkel yasam formuna kadar; yasam pramidinde uzadıkça uzadı.

Neredeyse sınırsız sayıdaki bu çesitli yasam biçimleri, evrimsel sürecin bir sonucudur. Tüm canlılar, ortak atalardan geldikleri için akrabadır. Homo sapiens ve diğer tüm memeliler, yaklasık 150 milyon yıl önce yasamıs sivrifaremsi bir canlıdan evrimlesmistir. Memeliler, kuslar, sürüngenler, iki yasamlılar ve balıkların ortak atası 600 milyon yıl önce yasamıs su solucanlarıdır. Tüm hayvanlar ve bitkiler, yaklasık 3 milyar yıl önce yasamıs bakterimsi mikroorganizmalardan türemistir. Biyolojik evrim, canlı nesillerinin ortak atadan değiserek türeme sürecidir. Yeni nesiller, eski nesillere göre farklılıklar tasır ve ortak atadan uzaklastıkça çesitlilik artar.

Bitki yasamının ilk formları milyarlarlarca yıl önce, Günesten gelen enerjiyi sentezleyerek yeni yasam formlarının olusması için yol açtı. Elde edilen oksijen atmosferde bırakıldı ve beraberinde ozon tabakasının meydana gelmesine sebeb oldu. Küçük hücrelerin, kendilerinden daha büyük hücrelerin içine dahil olması ile ökaryotlar adı verilen daha karmasık hücrelerin gelismesine yol açtı.

                                     

5.2. Yasam Mikroplar

Yeryüzünde gelisim gösteren ve ilk yasam formlarının temellerini olusturan canlılardan biridir. Çok hücreli canlılar ile yaklasık 1 milyon yıl önce tanısıp, günümüze kadar farklı formlarda çok hücreli canlıların içlerinde yasamlarını sürdürdüler. Mikroorganizmalar, Insan gözünün göremeyeceği kadar küçük, "mikro" ölçekte olan tek hücreli organizmalardır. Mikroplara örnek olarak Bakteriler, Virüsler, Archaea ve Protista verilebilir.

Bu canlılar, Dünyanın iç katmanları dahil olmak üzere, H 2 O molekülünün bulunduğu hemen her yerde yasamlarını sürdürürler. En hızlı üreyen yasam formları arasında yer alan mikroplar, yüksek mutasyon ve yatay gen aktarımı kabiliyetinin kombinasyonu nedeniyle, farklı bir ortama oldukça hızlı bir sekilde ayak uydurarak hayatta kalabilmekteditler.